KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/647 E., 2025/1726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1290 E., 2025/23 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/272 E., 2021/342 K.
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatif yöneticisi ile 2014 yılı başından beri görüşmeler yaptığını, kanun gereğince ek maddi imkanlar, ek imar hakları ve ek katlar kazanacaklarını, tapuya gidip kat irtifakı terkini işlemi yapmaları gerektiğini ısrarlı şekilde söylediğini, müvekkilinin bu şekilde yanıltılarak ikna edilmesi üzerine 31.03.2014 tarihinde kat irtifakı terkini işlemi yapıldığını, davalı Kooperatif yöneticisi ...'nun, müvekkiline gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak müvekkilinin dava konusu parsel üzerinde 1/88 hissesi olduğuna inandırmaya çalışarak,
müvekkilinin deneyimsizliğinden, düşüncesizliğinden ve zor durumda kalmasından yararlanarak, 31.03.2014 tarihinde protokol başlıklı evrakı müvekkiline imzalattığını, müvekkilinin tapu kaydındaki payının 1/40 olmasına rağmen, ilgili protolde payı 1/88 olarak hileli bir şekilde yazıldığını, daha sonra tapuda yapılan incelemelerde 28.05.2014 tarihli resmî senet ile müvekkilinin verdiği fotoğraf kullanılarak ve imzası taklit edilerek,
müvekkilinin dava konusu parsel üzerindeki bir 1/40 payının davalı kooperatife satış suretiyle devir işlemi olarak devredildiğini, müvekkilinin böyle bir sözleşmeyi imzalamadığı gibi sözleşme gereğince tapu dairesine gitmediğini, tapuda yapılanın yolsuz tescil olduğunu beyan ederek yolsuz tescil işleminin düzeltilerek müvekkili adına tapuya tesciline, aksi halde taşınmaz üzerindeki payın güncel piyasa rayiç değeri üzerinden artırmak ve azaltmak hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250.000,00 TL'nin davalı taraftan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın baştan sona yanlış yönlendirmelerle planlı ve bilinçli olarak eksik anlatımlarla dolu olduğunu, uyuşmazlığın davacının daha önce kat irtifak paylarının hatalı hesaplanmasından yararlanarak bir daire fiyatına kooperatiften iki daire sahibi olmak istemesinden kaynaklandığını, davacının tüm genel kurul toplantılarına katıldığını, davacının hakaretinden dolayı şikayetçi olunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporlar dikkate alındığında, davaya konu edilen tapu resmi senedindeki imzanın davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kooperatif yöneticileri tarafından yapılan hileli davranışlar ile müvekkilinin arsa üzerindeki 1/40 hissesinin 1/88 e indirilmesi ile müvekkilinin %110 zarara uğradığını, müvekkilinin bu zararı karşılığında hiçbir kazanım elde etmemesine rağmen, davalı kooperatifin müvekkiline karşı yaptığı hileli davranışlar ile bir taraftan müvekkilinin tapusunun kooperatife %110 zararla devrini sağladığını, diğer taraftan da aşırı yararlanma (gabin) yolu ile müvekkilinin tapusunu devraldığını, tapudaki yolsuz tescil oluşturan bu devralma kapsamında müvekkiline tapudaki işlem tarihinden bugüne kadar davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/647, K. 2025/1726, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama