KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2007/13199 E., 2010/1135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 677 Sayılı Kanuna Aykırılık
- Hüküm
- Hükümlülüğüne ve ertelemeye
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
677 sayılı kanunun 1.maddesinin 2.fıkrasında "alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur" hükmü yer almaktadır. Yine aynı fıkrada bu ünvanları taşıyanlar veya bunlara maksus hidamatı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimselerin üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere para cezası ile cezalandırılacakları belirtilmektedir.
Ceza Genel Kurulu ile Yargıtay 3.Ceza Dairesi arasında meydana gelen üfürükcülük ve nüshacılık fiillerinin hangi hallerde 677 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturacağı konusunda meydana gelen anlaşmazlık sonucu konu İçtihatları Birleştirme Genel Kuruluna götürülmüş ve anılan Kurulun 06.07.1955 gün ve 1955/9-17 sayılı kararında.
677 sayılı Kanunun ruh ve amacının, toplumu hurafelerden ve batıl itikatlardan kurtarmak ve halkın bu yüzden istismar edilmesini önlemek olduğu, üfürükcülük ve nüshacılık ünvanlarının da kanunun maksadına uygun olarak suç oluşturması için bu fiillerin menfaat teminine dayalı olarak mutad iştigal haline getirilmesi ve bunlarla iştigal edenlerin halk tarafından bu ünvan ve sıfatlarla tanınmış bulunmasının şart olduğu ancak başka geçim kaynaklarına sahip olanlarda suçun oluşumu için geçim kaynağı haline getirme şartının aranmasına gerek olmadığı kabul edilmiştir.
İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararında üfürükcülük ve nüshacılık suçlarının oluşumu için aranan bu unsurların, 677 sayılı Kanunun 1.maddesinin 2.fıkrasında sayılan diğer ünvan ve sıfatların da anılan Kanun kapsamında suç oluşturması için aranması gerektiğinde hiç bir kuşku yoktur.
Bu açıklamanın ışığında somut olaya döndüğümüzde; temyiz yasa yoluna başvuran sanık ...'ın sadece İpek ve Ayten isimli şahıslara birlikte ve aynı anda bir kez kendisini "dede" olarak tanıttığı ileri sürülmekte, halk tarafından bu ünvanla tanındığına dair dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında somut olayda yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararında belirtilen ve bir arada bulunması gereken, menfaat sağlama (geçim kaynağı haline getirme), iştigal etme ve bu ünvanla halk tarafından tanınma koşulları gerçekleşmemiş bulunmaktadır. Bu nedenlerle unsurları bakımından oluşmayan atılı suçtan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/l.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.01.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Kararda belirtilen içtihadı Birleştirme Kararı üfürükcülük ve nüshacılık fiilleriyle ilgili olup kanunda sayılan ünvanlarla ilgili değildir. Örneğin birisinin çıkıp kendisinin halife olduğunu söyleyerek bu ünvanı kullanması bile suçun tekevvünü için yeterlidir. Diğer ünvanlar içinde menfaat temini şart olmayıp başlıbaşına bu ünvanların kullanılması yeterlidir. Belirtilen içtihatta görüleceği üzere 677 sayılı yasanın ruh ve maksadı; cemiyeti hurafelerden ve batıl itikatlardan kurtarmak ve bu yüzden istismar edilmesini önlemektir. İstismar sadece maddi menfaat temini değildir. Manende istismar söz konusu olabilir.
Türkiye Cumhuriyetinin kurulumunda önemli bir yer tutan devrim kanunları arasında sayılan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedanlık ile Bir Takım Ünvanların Men ve İlgasına dair kanunun uygulanmasında toplumu hurafelerden korumak için daha hassas davranmak zorunluluğu vardır. Nitekim Anayasanın 174.maddesi devrim kanunları için özel bir koruma getirmiştir.
İzah edilen nedenlerle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/13199, K. 2010/1135, 27 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama