KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2007/2521 E., 2010/12544 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kaçakçılık
- Hüküm
- Hükümlülüklerine
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Katılan vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyizine göre yapılan incelemede;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23/7 ve hükümden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/12 madde fıkraları uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulması mümkün olup, kararın temyizi olanaklı bulunmadığından, temyiz dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere bu yönden inceleme yapılmasına yer olmadığına,
II-Katılan vekilinin sanık ...' e yönelen temyizine gelince;
Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine dair Kanun hükümlerine göre verilen 21.9.1999 gün 1996/9 esas, 1999/117 karar sayılı mahkumiyet kararı dairemizin 11.10.2001 gün ve 2001/4750 esas ve 2001/15457 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup,
hükmün infazı aşamasında 19.07.2003 gün ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu yürürlükten kaldıran 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun getirdiği lehe düzenlemeler nedeniyle mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi uyarınca dosya tekrar ele alındığında, eylemin 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 4/a-l maddesi gereğince yaptırım gerektirmesi karşısında, suçun TCK.nun l02/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresine tabi olduğu ve hükmün kesinleştiği tarihte zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek,
anılan maddeler uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, anılan maddeler uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 4926 sayılı yasanın 31/son maddesinde ölüm, af, 34.maddeye göre ödeme veya zamanaşımı sebebiyle ceza soruşturma veya kovuşturmasının devamına olanak kalmayan hallerde, suç konusu olduğu belirlenen eşyanın zoralımına, suç konusu olmayan eşyanın iadesine karar verileceği öngörülmüş olup,
nakil aracının bizatihi kaçak olmadığı ve zamanaşımı halinde nakil aracının müsaderesine olanak verecek bir yasal düzenlemenin de 4926 sayılı yasada yer almadığı gözetilerek, dava konusu nakil aracı ve teminatın iadesine, 07.07.2010 gününde sanık ... yönünden oybirliğiyle, sanık ... bakımından oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava zamanaşımı; suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçmesiyle bu suç yönünden cezalandırılabilirlik niteliği kalkmış kabul edilerek, suçu işlendiğinden şüphenilen kişi hakkında kovuşturma işlemlerinden vazgeçilmesi ve davanın ortadan kaldırılmasıdır.
Bu durumda kişi şüpheli konumundadır, iddia edilen suçu işleyip işlemediği belli değildir. Keza araç ve vasıtalarında suçta kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmemiştir.
Uyarlamaya konu karar ile; kişinin iddia edilen suçu işlediği sabit olmuş, eylemine uyan ceza yasaları gereği cezalandırılmış,şüpheli değil hükümlü konumuna geçirilmiştir.
Keza suçta kullanıldığı ispatlanan araç ve nakil vasıtaları müsadere edilmiş, maddi ve manevi tazminatlar karara bağlanmış hatta infazen alınmış, yine hüküm ile belirlenen yargılama giderleri, ücreti vekalet, harç gibi para tahsil edilmiştir.
Hükümde tatbik edilen yasanın yürürlükten kalkması ile yürürlüğe giren yasal düzenlemelerden hangisinin lehe olduğunun belirlenmesi bakımından kesinleşen hükümler üzerinde yapılacak uyarlama yargılaması; sonraki yasanın lehe hükümlerinin saptanması ve uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik kendine özgü bir yargılama olup, bu yargılamada zamanaşımının gözetilmesi mümkün değildir.
Aksine kabul; kesinleşmiş yargı kararıyla suçlu bulunarak mahkumiyetine karar verilen hükümlünün tekrar başa dönülerek şüpheli sıfatı almasını, yıllar önce müsadere edilmiş suçta kullanılan araç veya nakil vasıtalarının iadesini gerektirirki bunun kabulünün mümkün olmadığı görüşündeyim.
Yine böyle bir kabul, tahsil edilmiş para cezalarının, harç, ücreti vekalet, maddi ve manevi tazminatların dahi iadesini gerektireceği de açıktır. Bu itibarla esastan inceleme yerine zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine dair sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Sayın çoğunluk görüşünün kabulü halinde bile, zamanaşımı nedeniyle verilen kararın infaz edilmemiş hükümlere yönelik olması gerekirken, infazdan yıllar sonra, müsadere edilmiş araç ve nakil vasıtalarının, keza para cezası, harç, yargılama gideri, ücreti vekalet gibi infaz edilmiş hükümlerin iadesini sağlar biçimde verilen sayın çoğunluk kararına bu yönden de katılmıyorum.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/2521, K. 2010/12544, 7 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama