KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2007/5112 E., 2010/6078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- 4389 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülüğüne
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-CMK.nun 195.maddesinde; suç yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise sanık gelmese bile duruşma yapılabileceği, aynı yasanın 196.maddesinde de sorgusu yapılan sanık veya bu hususta yetkili kıldığı müdafii isterse mahkemenin sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabileceği öngörülmüş olmasına ve aynı yasanın 193/1'de de kanunun ayrık tuttuğu bu haller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağının belirtilmesi karşısında,
sanığa isnat edilen suçun niteliği ve öngörülen cezası ile 196.maddedeki koşulların gerçekleşmediği nazara alınıp sanık duruşmada hazır edilmeden ve baştan beri savunma görevini üstlenen vekilleri de hazır bulundurmaksızın veya CMK. 150/3.maddesi uyarınca müdafii tayin edilmeden hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 üncü maddeleri uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile suçun işlenmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 ayılı TCK.nun genel hükümleri ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ilgili hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak, ortaya çıkan sonuçları birbirleriyle karşılaştırmak suretiyle sanık yararına olan yasanın belirlenip bir bütün halinde uygulanması ve bu hususun temyiz denetimine olanak verecek biçimde hükmün gerekçesinde gösterilmesi gerekirken, bu yönde işlem yapılmadan hüküm kurulması,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/5112, K. 2010/6078, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama