KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2007/7810 E., 2010/9226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 2499 Sayılı Yasaya Muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülüğüne ve ertelemeye
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık ve müdafiinin 1.11.2006 tarihinde yüzüne karşı verilen hükümde yasa yolunda yanıltma olduğundan Başkan ... ve üye ...'nun karşı oylarıyla temyizinin yasal süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz talebinin reddine dair mahkemenin 5.12.2006 gün 2006/117 müteferrik sayılı kararı kaldırılarak, ilk karara yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. Maddelerinde öngörülen zamanaşımı sanık lehine olup, suç tarihinden itibaren temyiz inceleme gününde zamanaşımı tahakkuk etmiş bulunduğundan hükmün BOZULMASINA, anılan maddeler gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA. 16.6.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi
Muhalif Muhalif
MUHALEFET ŞERHİ
Anayasanın 40/2. Maddesi "Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır", CMK. 34/2. Fıkrası "Kararlarda,
başvurulabilecek kanun yolu, süresi mercii ve şekilleri belirtilir", aynı yasanın 231/2. Maddesi de "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları mercii ve süresi bildirilir" hükümlerini öngörmüştür.
Tüm bu düzenlemelerin gayesinin, kanun yoluna başvuruya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciinin belirlenmesinde hataya düşmemelerini ve hak kaybına uğramalarını önlemek olduğu açıktır. Bu hükümlerle kişilerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine imkan ve kolaylık sağlanması amaçlanmıştır.
Hüküm sanık müdafi yönünden, kanun yolunda, merciinde ve şeklinde tereddüde yer verecek, onu yanıltacak nitelik taşımamaktadır. Kararda temyiz süresinin tefhim "veya" tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmesi yeniden meşruhatlı tebligat yapılmasını gerektirmez.
Netice olarak; mahkeme kararı, yasa yolunu, şeklini ve merciini göstermiştir. Hak kaybına neden olacak şekilde, tereddüde, yanılgıya, haksızlığa yol açacak nitelikte değildir. Kararda temyiz süresinin tefhim "veya" tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmesi avukat olan sanık müdafiinin yaptığı görev ve mesleki kimliği ile yanılması mümkün olmadığından anılan temyizi süresinde yapıldığına dair karara katılmıyoruz. Yasal süreden sonra yapılan temyiz inceleme isteğinin reddine dair karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması gerekir. Bu nedenle, hakkın kötüye kullanılmasına yol açacak şekildeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/7810, K. 2010/9226, 16 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama