KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2008/12462 E., 2011/1833 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- 2313 Sayılı Yasaya aykırılık
- Hüküm
- Hükümlülük ve müsadere
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 15.02.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
CMK'nun "İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması" başlıklı 176.maddesine göre "(1) İddianame, çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. ....(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kağıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir." Sanık hakkında uyuşturucu madde elde etmek amacıyla kenevir ekmek suçundan Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada, suçun Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup anılan mahkemece sanığın savunmasının alınması için ikamet ettiği Nurdağı Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimatta; sanığa
müdafii atanarak haklarının hatırlatılması, duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediğinin sorulması ve ekli görevsizlik kararının okunarak savunmasının alınmasının istenmesi üzerine, talimat mahkemesince sanığa duruşma davetiyesi 14.02.2006 günü tebliğ edilerek, 30.03.2006 tarihli duruşmada talimata uygun olarak savunması alınmıştır.
Ancak sanığa hakkındaki suçlamaya karşı savunmasını hazırlaması için yeterli sürenin verildiğini gösterecek şekilde duruşma davetiyesi ile birlikte iddianame yerine geçen görevsizlik kararının tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır.
Eğer görevsizlik kararı mahkemece duruşma davetiyesi ile birlikte önceden sanığa tebliğ edilmemişse, sanığın savunmasının alındığı 30.3.2006 tarihinde CMK'nun 176.maddesi uyarınca en az bir haftalık süresinin bulunduğu, savunmasını yapmak için süre isteyip istemediğinin sorulması gerekirdi.
Duruşma tutanağında sanığa bu yasal hakkının hatırlatıldığına dair bir açıklık bulunmadığından savunma hakkının yasaya aykırı bir şekilde kısıtlandığı gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulması düşüncesinde olduğumuzdan, kararın onanmasına dair çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2008/12462, K. 2011/1833, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama