KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2008/14705 E., 2010/13131 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5846 Sayılı Kanuna Muhalefet ve 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülüğüne, ertelemeye ve zoralıma
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekilinin yokluğunda verilen hükümde, temyiz süresinin tebliğden başlayacağı belirtilmeyerek yasa yoluna başvuru yöntemi eksik gösterildiğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün 2007/161-177 sayılı kararında da açıklandığı gibi, yasa yolu, mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun açıklamalı tebligatla katılan vekiline usulüne uygun olarak tebliğinden sonra iade edilmek üzere mahallinde gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm yokluğunda karar verilen katılan vekilince usulüne uygun tebligata rağmen temyiz edilmemiştir.
Hükümde, temyiz süresinin tebliğden başlayacağının belirtilmemesi sebebiyle yeniden katılan vekiline hükmün yöntemine uygun tebligatla tebliğine karar verilmiş ise de;Anayasanın 40/2.maddesi "Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve merciilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." CMK.nun 34/2.fıkrası "kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir", aynı yasanın 231/2.maddesi de "Hazır olunan sanığa ayrıca başvurulabileceği kanun yolları mercii ve süresi bildirilir" hükümleri öngörülmüştür.
Tüm bu düzenlemelerin gayesinin kanun yoluna başvuruya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciinin belirlenmesinde hataya düşmemelerini ve hak kaybına uğramalarını önlemek olduğu açıktır. Bu hükümlerle kişilerin yargı ve idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine imkan ve kolaylık sağlanması amaçlanmıştır.
Hüküm katılan vekili yönünden, kanun yolunda, merciinde ve şeklinde tereddüte yer verecek, onu yanıltacak nitelik taşımamaktadır. Sadece temyiz süresinin tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmemesi, avukatlık görevini ifa eden, hukukçu ve mesleği bu işler olan kişinin bu sebeple yanılacağını, tereddüte düşeceğini söylemek yasanın ruhuna, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi yargı ygörevinin yerine getirilmesinde önemli bir yeri olan avukatlık görevini ve mesleğini yok saymak, hafife almak anlamına da gelebilecektir
Karar mahkumiyettir. Hüküm katılan vekiline tebliğ edilmiştir. 7 günlük temyiz süresinin tebliğden itibaren başlayacağını bırakın katılan vekilini , normal bir vatandaş dahi bilecek konumdadır.
Netice olarak; mahkeme kararı, yasa yolunu, şeklini ve merciini göstermiştir, hak kaybına neden olacak şekilde, tereddüte, yanılgıya, haksızlığa yol açacak nitelikte değildir. Kararda temyiz süresinin tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmemesi sebebiyle avukat olan katılan vekilinin yaptığı görev ve mesleki kimliği itibariyle yanılması mümkün değildir. Yasanın, ruhu göz ardı edilerek sanık aleyhine yorumlanması kanaatimce doğru değildir. Bu itibarla dosyanın esastan incelenmesi yerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda verilen karara katılmıyorum.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2008/14705, K. 2010/13131, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama