KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2009/16232 E., 2010/1460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli Zimmet
- Hüküm
- Hükümlülüğüne
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yapılan duruşma sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıda gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmamış olduğundan, katılan vekili, sanık ile sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri sair hususlara değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Ziraat Bankası ... Şubesinde müdür olarak görev yapan sanık ...'nın 15.02.2008 tarihinden geriye doğru 2 yıl boyunca muhtelif tarihlerde kasadan nakit almak suretiyle, ayrıca banka müşterilerine ait (kurum ve şahıs) 8 adet mevduat hesabından, sanığın kendisine ait "..." kullanıcı şifresi ile düzenlenerek diğer banka çalışanlarının paraflarıyla onay verilerek, müşteri imzaları alınmadan veya müşteri imzaları sahte olarak atılmak suretiyle tediye fişi düzenleyerek çektiği paraları mal edinmek şeklinde gerçekleşen eylemleri mahkemece, sanık tarafından müşteri imzaları taklit edilerek sahte imzalı tediye fişleri ile ödeme yapıldığı, sanığın zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarda bulunduğu gerekçe gösterilerek nitelikli zimmet olarak kabul edilmiştir.
Suç tarihinden önce yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklindeki nitelikli zimmet suçunun belirlenmesinde kullanılan kriterlere göre fiiller, daire içi rutin bir kontrolle ortaya çıkarılabilecek nitelikteyse basit zimmet olarak kabul edilebilir ise de;
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2.maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırıldığı cihetle, bu tarihten sonra eylemin basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılması halinde basit zimmet, aksi takdirde eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek,
sanığın fiillerinden basit ve nitelikli zimmet vasfında olanların ayrı ayrı tespiti ve sanığa 5411 sayılı Yasanın 160/2.maddesinin ikinci cümlesinde öngörüldüğü şekilde hürriyeti bağlayıcı ceza tayin edilerek, adli para cezasının da bu filler bakımından nitelikli zimmet sonucu oluşan banka zararının üç katından az olmayacak şekilde tayini gerekirken, oluşan banka zararının toplamının üç katı üzerinden adli para cezasına hükmedilmesi,
Kabule göre;
2-Sanığın eylemi nitelikli zimmet kabul edildiği halde doğrudan 5411 sayılı yasanın 160/2.madde fıkrası gereği hüküm kurulması gerekirken aynı yasanın 160/1.madde fıkrasından hüküm kurularak artırıma gidilmesi,
3-Zimmete konu banka zararından sanığın ödediği miktarın mahkece kesin olarak belirlenerek ödenmeyen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Banka zararının tazminine hükmolunduğu halde nispi harç alınmasına karar verilmemesi,
5-Sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53/1-d madde fıkrasında sayılan görevlilerden olmadığı gözetilmeden hakkında aynı yasanın 53/5.madde fıkrasının uygulanması,
6-5271 sayılı CMK.nun 232/6 madde fıkrası gereğince; hüküm fıkrasında, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken başvuru merciinin gösterilmemesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2009/16232, K. 2010/1460, 10 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama