KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2010/4757 E., 2013/6523 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Zimmet
- Hüküm
- Sanık ... hakkında hükümlülük, diğer sanıklar hakkında beraat
Karar Metni
776 kelime·4 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Sanık ...'in zimmetine geçirdiği paranın bir bölümünü Ziraat Bankası Bornova şubesine havale olarak gönderdiği, bu paraların diğer sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... tarafından çekildiği dikkate alınıp, bu kişilere gönderilen paralara ilişkin tarihler ve tutarlar ile bunlara ilişkin belgeler denetime olanak verecek biçimde bankadan istenip incelenerek hangi sanığa ne kadar para gönderildiği tespit edilmesi,
sanıklar hakkında yürütüldüğü belirtilen kara para aklama suçuyla ilgili soruşturma sonucunun araştırılmasıyla, sanık ...'in kocası adına olan kredi kartına yaptığı ödeme tutarı ve tarihleri belirlenip sonucuna göre sanıkların eylemleri tek tek tartışılmak suretiyle hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in beraatlerine karar verilmesi,
2- Sanık ...'in Türkiye Halk Bankası Gönen şubesinde servis yetkilisi olarak görev yaptığı sırada gerçekleştirdiği zimmet fiileriyle ilgili olarak;
a- Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit/nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde nitelikli zimmet suçunun kriteri "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklinde iken 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık kanununun 160/2.maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup;
b- Tediye fişinde mudiye ait sahte imza benzetilmiş ve aldatıcı ise 5411 sayılı yasaya göre, nitelikli zimmet, sahtecilik mudinin bankada mevcut tatbiki imzaları ile karşılaştırıldığında anlaşılamıyorsa banka aldatılmış olacağından 4389 sayılı yasaya göre de nitelikli zimmet,
c- Tediye fişinde mudiye ait sahte imza aldatıcı değil, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılıyorsa 4389 sayılı yasa ve 5411 sayılı yasada basit zimmet, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılamıyor ancak detaylı inceleme (Bilirkişi - Grafoloji uzmanı vs.) sonucunda iğfal kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varılabiliyorsa 4389 sayılı yasada basit zimmet 5411 sayılı yasada nitelikli zimmet,
d- Tediye fişine kandırılarak mudi imzası alındıktan sonra kullanılmış ise 4389 sayılı yasa ve 5411 sayılı yasada nitelikli zimmet,
e- Tediye fişinde mudi imzası yok ve boş ise 4389 sayılı yasa ve 5411 sayılı yasada basit zimmet,
f- Tediye fişi imha edilmiş veya düzenlenmeden mal edinme gerçekleşmişse 4389 sayılı ve 5411 sayılı yasada basit zimmet,
g- Gişe yetkisinin (limitinin) üzerinde olan işlemle mal edinme gerçekleşmişse 4389 sayılı yasa ve 5411 sayılı yasada basit zimmet suçu oluşacaktır.
Yukarıda anılan hususlar nazara alınarak, bankadaki hesap kartonetleri ile varsa mudilerin suç tarihlerinden önce bankaya verdikleri başkaca imza sirküsü, dilekçe vs. gibi belgelerin celp edilmesi ile dosyanın üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii edilerek her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit/nitelikli zimmet olup olmadıkları, nitelikli zimmet ve basit zimmet miktarlarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya yeterli bulunmayan bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı,
3- 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/2.maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür," düzenlemesi bulunmakta ise de.
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu İlin adıyla anılan (1) numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür.
Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir.
Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile 610 sayılı karar kaldırılarak İstanbul için 8.Ağır ceza, diğer İller için 2 nolu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı kanunun 24/2.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1'inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiği gözetilerek suçun Balıkesir'in Gönen ilçesinde işlenmesi nedeniyle Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı ile dosyanın gönderilmesine karar verilmesinin gerekmesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/4757, K. 2013/6523, 4 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama