KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2010/4768 E., 2012/1882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
5682 sayılı Pasaport Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, aynı Kanun'un 34/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 208,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen adlî para cezasının her bir taksit 52,00 Türk lirası olmak üzere 4 eşit taksit halinde ödenmesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi hükmünün uygulanmasına yer olmadığına dair Özalp Sulh Ceza Mahkemesinin 21/12/2009 tarihli ve 2009/290 esas, 2009/299 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 21/03/2010 gün ve 17253 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 07/04/2010 gün ve KYB. 2010/75135 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/4. maddesinde yer alan, "(4) Hâkim, ekonomik ve şahsî hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla oİmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." şeklindeki düzenleme karşısında, dört taksit halinde ödenmesine karar verilen adlî para cezasının, taksit süresinin belirlenmemesinde,
2- 21/12/2009 tarihinde yapılan duruşma sonunda karar verilmesine ve karar tarihinin gerekçeli kararın başlık kısmında da 21/12/2009 olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararın sonunda 22/12/2009 olarak farklı yazılmasında,
3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmaması gerekçesinin, kısa karar ile hükümde çelişkili olarak gösterilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5271 sayılı CMK'nun 309.maddesinde yer alan “kanun yararına bozma” istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı başvurulan olağandışı (olağanüstü) bir yasa yoludur.
Kanun yararına bozma yolu, yasaların eşit olarak daha doğrusu, aynı (tek) biçimde uygulanmasını sağlamak için salt yasa yararına benimsenmiş olağanüstü bir yasa yoludur. Bu nedenle çarpıcı hukuki aykırılıklara konu edilebilecek sıra dışı bir yasa yoludur. Yargıtay’ın hukuki sorunlarla ilgili bozma yetkisi de “kanun yararına bozma” yasa yolunda, olağan temyiz yoluna oranla çok sınırlıdır. Çünkü, olağan temyiz yasa yolundaki bozma yetkisinin, olağandışı bir yasa yolu olan kanun yararına bozmada da kullanılması, yargının
kesinlik otoritesine (hüküm dokunulmazlığına) ters düşer. Bundan dolayı, “kanun yararına bozma” yasa yolunun olağandışılığının ve ayrık nitelikte olmasının, duyarlılıkla korunması ve belirgin ve salt hukuki yanılgılarda bu yola gidilmesi zorunludur.
Bu bağlamda ele alındığında, gerekçe, kanıtların değerlendirilmesi gibi maddi sorunlar kanun yararına bozmanın dışındadır. Yine, hukuka aykırılıkla ilgili olmayan, yalnız maddi/fiili ve de takdiri sorunlarla ilgili olan, Yargıtay’ın ilk derece mahkemelerinin yerine geçerek karar veremeyeceği ve düzeltme yapamayacağı konularda bu yola gidilmesi olanaksızdır. Başka bir deyişle, kanun yararına bozma üzerine, yeniden yargılamayı gerektirmeyecek konularda, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi yerine geçerek bir düzeltme yapabileceği sorunlarla sınırlıdır.
Somut olayda, TCK'nun 52/4.maddesi uyarınca taksitlendirilen adli para cezasının taksit süresinin belirtilmemiş olmasının, karar tarihinin gerekçeli kararın başlık ve sonuç kısmında farklı gösterilmiş olmasının ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekçesinin kısa karar ile gerekçeli kararının hüküm fıkrasında çelişki oluşturacak şekilde farklı gösterilmiş olmasının kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda anlatıldığı üzere, bu hususlar kanun yararına bozma yolunun kapsamına girmeyen konulardır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/4768, K. 2012/1882, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama