KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2011/1922 E., 2013/25456 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5846 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülük, iade, müsadere
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Tutanak tarihlerine göre sanığın her bir fiili nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerekirken TCK.nun 43.maddesinin tatbiki suretiyle yazılı şekilde ceza tayini,
Sanığın adli sicil kaydına esas teşkil eden Ankara 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/898 Esas, 2008/38 Karar sayılı ilamının 06.06.2008 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihten sonra işlenen 17.06.2008 ve 22.06.2008 tarihli eylemlerle ilgili olarak tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
15.03.2008 tarihinde gerçekleştirilen 2008/224 Esas sayılı dosyadaki eylemle ilgili olarak; 5846 sayılı yasanın 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 143.maddesi ile değişik 81/4.maddesi ve 5728 sayılı kanunun 138.maddesiyle değişik 71/1.maddesi hükümleri uyarınca, sanıkta yakalanan dava konusu bandrolsüz eserler üzerinde hak sahibi olan bir kısım şirketlerin sanıktan şikayetçi olup hak sahibi olduğunu ispatlaması ve davaya katılmasına karar verilmesi karşısında, 5728 sayılı yasa ile değişik 71/1 ve 81/3.maddeleri uygulanarak karar verilmesi gerekirken aynı yasanın 81/4.maddesi uyarınca hüküm kurulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.12.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağın ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri, birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir.
Olayımızda sanık, 15.03.2008, 17.06.2008 ve 22.06.2008 tarihlerinde kopya eserleri satarken yakalanarak hakkında üç ayrı suç tutanağı düzenlenmiş, daha sonra bu suçlarla ilgili iddianamelerle kamu davası açıldıktan sonra, dava konusu diğer tutanaklarla ilgili dava açılmıştır.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti yeterli değildir. Failin suç işleme kararını da yenilemesi veya hukuki bir kesintinin varlığı gerekir. Bu bağlamdan iddianamenin mahkemece kabulü hukuki kesinti olarak değerlendirilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, suç türü, tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri ve sanığın kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, iddianamenin düzenlenmesine kadar geçen süre içinde işlenen suçlar bakımından, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, iddianamenin düzenlenmesine kadar işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemece teselsül hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, her bir eylemin ayrı ayrı suçları oluşturduğuna ilişkin çoğunluğun eleştirisine katılmıyoruz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2011/1922, K. 2013/25456, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama