KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2012/4967 E., 2013/21998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Suç
- 5846 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Sanığın hükümlülüğüne ve müsadereye
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın yaşına göre, CMK.nun 185/1. maddesi uyarınca kapalı yapılması gereken 06.10.2009 tarihli duruşma açık yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1-02.03.2009 tarihli birinci iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 22.02.2009; 02.03.2009 tarihli ikinci iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin ise 24.02.2009 olması karşısında, fiili kesinti oluşturan ilk olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonraki bir tarihte sanığın yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek ikinci eylemi gerçekleştirmiş olması nedeniyle, her bir eylemin bağımsız suç teşkil ettiğinin kabulü ile sanığın iki ayrı suçtan mahkumiyeti yerine, TCK.nun 43. maddesi uygulanmak suretiyle teselsülen 5846 sayılı yasaya muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Suç tarihlerinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı yasanın 35/3. maddesine muhalefet edilmesi.
Kabul ve uygulamaya göre de;
3-5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4-5237 sayılı TCK'nda cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı yasanın 99/1. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan iki ayrı para cezasının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi,
5-El konulan her iki iddianame konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanetin 2009/1824 sırasında kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/4967, K. 2013/21998, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama