İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Ceza Dairesi

YARGITAY · 7. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/9557 K.2012/15768

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yasal süreden sonra hükmü temyiz eden sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı…

Esas2012/9557Karar2012/15768Tarih3 Mayıs 2012Okuma6 dk · 1.290 kelime

KÜNYE

7. Ceza Dairesi 2012/9557 E., 2012/15768 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Mayıs 2012
Mahkemesi
Sulh Ceza Mahkemesi
Suç
1632 sayılı kanuna muhalefet
Hüküm
Sanığın hükümlülüğüne
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.290 kelime·6 dk okuma·3 bölüm

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yasal süreden sonra hükmü temyiz eden sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı yasanın 8.maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, 03.05.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Askerlik görevini ifa etmekte olan sanık hakkında verilen gıyabi kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunun 14/1 uyarınca en yakın üste tebliğ tarihinden itibaren yasal temyiz süresinin başladığına dair sayın çoğunluğun kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum.

I-KONU HAKKINDA YASAL DÜZENLEMELER

1–7201 sayılı Tebligat Kanununun;

a) “Askeri şahıslara tebligat” başlıklı 14. maddesinde; “Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.

Yukarı ki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icap eden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder.” Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır.

b) “Tebliğ evrakının muhatabına verilmemesi ve tebligatı kabulden kaçınma” başlıklı 23/1/2008–5728/253 md. ile değişik 54.maddesinde; “Muhatap namına kendilerine tebligat yapılan kimseler tebliğ evrakını muhataplarına en kısa zamanda vermedikleri ve bundan gecikme veya zarar vukua geldiği takdirde bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

2- 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun;

“Tebliğ usulleri” başlıklı 52.maddesinde;

“Asker kişilere yapılacak tebliğler üst makam aracılığı ile ve ilgiliden alınacak bir belge karşılığı yapılır. Bu belgede tebliğ ve tebellüğ edenin imzaları ile tebliğin yer ve zamanının gösterilmesi lazımdır.”

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirine gösterilecek evrak kendisine gönderilir. Bu gösterilme bir mehil başlangıcı olursa, gösterilen evrakın konusu ile yer ve zamanını belirten bir belge imzalanır.

Asker kişilerden başkasına yapılması gereken tebliğler, bir alındı karşılığında asker kişiler tarafından yapılabilir.

Tebligat Kanunu hükümleri askeri mahkemelerde de uygulanır.

(Değişik: 11/8/1983 - 2875/2 md.) Savaş halinde tebligat; işin ivediliğine göre basın veya radyo vasıtası ile yapılabilir.”

3- 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun;

“Askeri şahısları” başlıklı 3. maddesinde; “Askerî şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî öğrencilerdir. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.” Hükümleri yer almaktadır.

II- DEĞERLENDİRME

1- Tebligat Kanununun 14/1. maddesine göre asker kişi olan sanık hakkındaki gıyabi karar, kıta komutanı ve müessese amiri gibi en yakın üstüne yapılması gerekmektedir.”En yakın üst” ifadesinin “en yakın amir” olarak kabulü gerekir. Er olarak askerlik görevini yapmakta olan bir kişinin “en yakın amiri” bölük komutanıdır.

Aksinin kabulü halinde bir er’e yapılacak tebligatın, en yakın üstü olan onbaşıya yapılmasının mümkün olduğu anlamına gelir ki bu durum maddede belirtilen “kıta kumandanı ve müessese amiri” ifadeleriyle bağdaşmaz. (Kiraz- Yaman, Asker Kişilere Tebligat- TBB Dergisi 2006 sayı 65). Yargıtay 8.Ceza Dairesi 16.09.1997 gün ve 11809/11797 sayılı kararında nöbetçi ast subayın en yakın üst olmadığı için kendisine yapılan tebligatı geçerli saymamıştır.

(Kiraz- Yaman, Asker Kişilere Tebligat- TBB Dergisi 2006 sayı 65).

Olayımızda sanık ... adına tebligat "göreve gittiğini beyan eden Nöbetçi Ali Ölmez" imzasına 06/01/2011 tarihinde yapılmıştır. Sanık adına tebligatı alan Ali Ölmez bölük komutanı değildir. Sıfatı belli olmayıp sadece nöbetçi amiri olduğu belirtilmiştir. Tebligat geçersizdir. Bu nedenle sanığın öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz başvurusu süresindedir. Sanığın temyiz dilekçesindeki 11.01.2011 tarihi öğrenme tarihi ve Hakimin havale tarihi olan 17.01.2011 tarihi itibariyle de süresi içinde temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2-353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 52. maddesine göre (bkz yukarıda parag. I-2) üst makam (en yakın üst-amir) “asker kişiler” adına aldığı tebligatı bir belge alarak ilgili muhataba vermek zorundadır. Askerlik görevini yapan sanık da 1632 sayılı Kanunun 3. maddesi (Bknz yukarıda parag. I-3) maddede sözü edilen asker kişiler kapsamındadır.

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 52. maddesine göre en yakın yetkili üst makamın (üst amirin-bölük komutanının) aldığı tebligatı ilgili muhataba (olayımızda askere) bir belge imzalatarak teslim etmesi gerekmektedir. Böylece de muhataba hakkındaki gıyabi karar tebliğ edilmiş olacak ve tebliğ konusu işleme karşı başvuru süresi de bu belgenin alındığı (imzalandığı) tarihten itibaren başlayacaktır.

Askeri Yargıtay’ın uygulamalarının da bu yönde olduğu bilinmektedir. Sanığa atılı 1632 sayılı Kanuna muhalefet suçuna ilişkin davalara önceden askeri yargıda bakıldığı malumdur.

Anılan bu yargı yerinde tebligat 353 sayılı Kanunun 52. maddesine göre sanığa imza karşılığı kendisine verildikten sonra temyiz süresinin başladığı kabul edilirken, yargı yerinin değişmesi sonucu adli yargıda temyiz süresinin tebligatın yetkili komutana yapıldığı tarihten itibaren başlatılması düşünülemez. Zira asker kişi bakımından yargı yerinin değişmesi yapılacak tebligatın usul ve süresini değiştiremez. Anılan yasa hükmünün adli yargı sürecinde de uygulanması gerekir.

Olayımızda usulsüz olarak yapılan tebligatın sanığa verildiğine dair imzalı belge dosya içinde yoktur. Bu nedenlerle tebligatın asker sanığa verilip verilmediğine ilişkin belge araştırıldıktan sonra temyizin süresinde olup olmadığına karar verilmelidir ya da temyiz süresinde kabul edilmelidir.

3–7201 sayılı Tebligat Kanunun 14/1 maddesinin anlam ve kapsamının sayın çoğunluk tarafından kabul edildiği gibi anlaşılıp uygulandığı takdirde anılan madde AİHS nin 13. maddesiyle bağlantılı olarak adil yargılanmayı isteme hakkını düzenleyen 6. maddesini ihlal edecek, aynı zamanda Anayasanın 36. ve 40. maddelerine aykırılık oluşturacaktır. Anılan maddeler şöyledir:

— AİHM nin ”Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13. maddesi;

“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.”

— Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi;

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

—Anayasanın “Temel Hak Ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40. maddesi;

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

Tebligat Kanununun 14/1. maddesine göre en yakın üste yapılacaktır. Bu en yakın üst (amir) sanık askerin iradesiyle seçtiği, kendisini temsile yetkili değildir. Bunun yanında Ordu içersinde uygulanması gereken ve uygulanan disiplin, sivil hayatın sağladığı özgürlüklerle tam olarak bağdaşmaz. Bu durum askeri disiplinin doğal bir sonucudur. Bu nedenle erat olarak askerlik görevi yapan kişiler sahip oldukları özgürlükleri sivil hayattaki gibi tam olarak kullanamazlar.

Asker bir kişinin kendisine gelen tebligatı bölük komutanından istemesi, askeri disiplinin ve ast - üst amirlik ilişkisinin mahiyeti gereği mümkün değildir. Bölük komutanı kendiliğinden tebligatı verinceye kadar asker kişi beklemek zorundadır. Bölük komutanı tebligatı verdiği tarihte sanık asker açısından temyiz süresi geçmiş olabilir.

Öte yandan en yakın üstün tebligatı aldığı tarihte muhatap asker, özellikle terör bölgelerinde araziye çıkmış veya tatbikata gitmiş ya da herhangi bir görevle birliğinden birkaç günlüğüne ayrılmış olabilir. Görevden birliğine döndüğünde ve tebligatı alan en yakın üstün kendisine tebligatı verdiği tarihte temyiz süresi geçmiş olabilir. Olasılığı çok yüksek olan bu durumların hak arama özgürlüğünü ve adil yargılama hakkını ihlal edeceği açıktır.

Olayımızda sanık tarafından öğrenme üzerine yapılan temyiz başvurusunun 353 sayılı Kanunun 52. maddesine göre süresinde olduğu halde, 7201 sayılı Kanunun 14/1.maddesine göre süresinde kabul edilmemesi hak arama özgürlüğünü kısıtlayacaktır. Temyiz başvurusu hakkı, AİHS nin 6. maddesi ve Anayasanın 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu durum karşısında ya Anayasanın 90. maddesi hükmüne göre söz konusu yasa hükmü gözetilmeksizin doğrudan Sözleşme hükümleri uygulanarak sanık askerin temyiz tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilip temyizin süresinde yapılmış olduğu benimsenmelidir. Ya da 7201 sayılı Tebligat Kanunun 14/1 maddesinin Anayasanın 36. ve 40. maddesine aykırılığı ileri sürülerek Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

III-SONUÇ

Yukarıda açıkladığım üç ayrı nedenlerle sayın çoğunluğun tebligatın usulüne uygun yapıldığını ve tebligatın yapıldığı tarihe göre temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle verdiği temyiz başvurusunun reddi kararına katılmıyorum.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/9557, K. 2012/15768, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşı Oy
  4. I-konu Hakkında Yasal Düzenlemeler
  5. Iı- Değerlendirme
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2012/9557
Karar No
2012/15768
Tarih
3 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2012/9557 K.2012/11734
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2012/9557 K.2012/13645
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/9558 K.2012/11244
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2012/9558 K.2012/13419
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2012/9558 K.2012/11287
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2012/9558 K.2012/13646

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.