KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2013/4510 E., 2013/25211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 4733 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülük, müsadere
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın suç tarihlerine göre, 5752 sayılı yasa ile değişik 4733 sayılı yasanın 8/4.fıkrası uyarınca ayrı ayrı iki kez cezalandırılması yerine TCK.nun 43.maddesi gereğince uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından, sanığın adli sicil kaydının tayin edilecek cezalar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme müessesine engel oluşturduğundan bu hususlar bozma sebebi yapılmamıştır.
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresinin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi gereğince, hükmün gümrük idaresine vekalet ücretine ilişkin 10.fıkrasının çıkartılması ve diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.12.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağın ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri, birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir.
Olayımızda sanık, 26.02.2010 ve 09.03.2010 tarihlerinde kaçak sigara satarken yakalanarak hakkında iki ayrı suç tutanağı düzenlenmiştir.
Bu iki suçla ilgili iddianameler her iki suç tarihinden sonraya aittir.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti yetmez, failin suç işleme kararını da yenilemesi ve hukuki bir kesintinin varlığı gerekir. Keza iddianamenin mahkemece kabulü hukuki kesinti olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, suç türü, tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri ve sanığın kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, olayda teselsül hükümlerinin uygulanmasında eleştirilecek bir yan bulunmadığından, her iki eylemin ayrı ayrı suçları oluşturduğuna ilişkin çoğunluğun eleştirisine katılmıyoruz.
KARŞI OY
4733 sayılı yasanın 8/4 fıkrasında "ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ürünleri ya da taklit işaretleri taşıyan ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar ile ambalajlar üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri içerdiği bilgilerin farklı olması halinde bu ürünleri üreten veya ithal edenlere" müeyyide getirilmiş olup bu fıkranın uygulanabilmesi için ürünün yurt içinde üretilmesi veya yurt dışından yasal olarak ithal edilmesi gerekir.
Yurt dışından kaçak getirilen eşyaya bandrol, etiket, pul, hologram vs konması mümkün değildir. Dolayısıyla 4733 sayılı yasa yönünden işlenemez suç söz konusu olduğundan kaçak sigara bulunduranlar için ancak 5607 sayılı kaçakçılık yasası uygulanabilir. İzah edilen nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekirken sayın çoğunluğun düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/4510, K. 2013/25211, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama