KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2013/6190 E., 2013/18918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 3628 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Sanığın haksız mal edinme suçundan beraatine, Gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçundan hükümlülüğüne, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetim altında tutulmasına
Karar Metni
1.039 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Katılan vekilinin temyizinin haksız mal edinme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.09.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... hakkında Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2011 tarihli ve 2011/14243 Esas, 2011/4193 iddianame sayılı iddianamesiyle, markaları, modelleri ve plaka numaraları belirtilen iki adet otomobil ile özellikleri belirtilen inşaa halindeki bir adet havuzlu, bahçeli gayrimenkulü, mal bildiriminde beyan etmeme (gerçeğe aykırı beyanda bulunma), haksız edinme ve soruşturma sırasında kaçırma fillerinden 3628 sayılı Kanununun 12, 13, 14 ve 15. maddeleri, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Kartal 5. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 31.05.2012 tarihli ve 2011/739 Esas, 2012/514 Karar sayılı karar ile sanığın sabit görülen gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Bu mahkumiyet kararının 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme sanığa atılı haksız mal edinme ve haksız edinilmiş malı kaçırma suçunun ise sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Sanık hakkında verilen beraat kararı, müdahil hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda beraat kararının oyçokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
Aşağıda açıklayacağım nedenlerle Sayın Çoğunluğun kararının isabetli olmadığı görüşündeyim.
Sanığın haksız edindiği ve kaçırdığı iddia edilen mallardan;
... İlçesi ... Mahallesi 513 ada, 5 parselde kayıtlı 510 metre kare arsayı 20.000 (yirmibin) TL.ne 16.09.2008 tarihinde satın aldığı,
... marka ... plakalı otomobili 29.000 (yirmidokuzbin) TL.ye 12.01.2009 tarihinde satın aldığı,
Astra marka... plakalı otomobili 18.000 (onsekizbin) TL.sine 14.07.2009 tarihinde satın aldığı, dosyada mevcut belgelerden, sanık beyanından ve tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Sanık mahkemedeki savunmasında özetle, arsanın gerçek sahibinin ... olduğunu, bu şahsın, ... Belediyesinden arsaya inşaat ruhsatı alamayacağını düşündüğünü, inşaat ruhsatı aldıktan sonra iade etmek üzere muvazaalı olarak kendisine devrettiğini, nitekim inşaat tamamlanmadan gayrimenkulü adı geçen şahsa devrettiğini, otomobilleri ise hasarlı olarak ucuz satın aldığını, tamir ettirip sattığını beyan etmiştir. Mahkemece dinlenen arsanın önceki sahibi ve oto tamircileri sanığın savunması doğrultusunda beyanda bulunmuşlardır. Mahkeme savunmaya ve tanık beyanlarına itibar ederek sanığın beraatine karar vermiştir. Beraat kararı, malların edinim şekli bakımından dosyaya yansıyan bilgilere, belgelere ve oluşa uygun değildir.
Şöyle ki:
Arsa bakımından;
Sanık, arsayı 16.09.2008 tarihinde ... isimli şahıstan tapuda devralmıştır. Arsa üzerinde inşaat yapmak için Belediyeden 17.05.2010 tarihinde ruhsat çıkarmıştır. Eğer ...'ın arsaya inşaat yapmak isteyip de yapamayacağını düşündüğü için bu ruhsatı almak üzere arsayı samimi olarak sanığa devretmiş olsa idi, devirden hemen sonra inşaat ruhsatı alınması gerekirdi. Oysa arsayı devralma tarihi ile inşaat ruhsatı alma tarihi arasında iki yıla yaklaşan bir zaman geçmiştir.
Kaldı ki ... tarafından söz konusu arsada inşaat yapmak için Belediyeden herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Öte yandan sanık inşaat ruhsatı aldıktan hemen sonra da gayrimenkulü ...'e devretmemiştir. Hakkında soruşturma başladıktan ve soruşturmacı tarafından 30.11.2010 tarihinde ifadesi alındıktan yedi ay sonra 09.12.2010 tarihinde devretmiştir. Tapuda devir bedeli 52.000(elli ikibin) TL.dir.
Sanık tarafından satın alındığı sırada tapuda satış bedeli olarak 20.000 TL. gösterilmiştir. Bu bedel arsanın gerçek değerinin çok altındadır. Sanıkta beyanında bu hususu doğrulamaktadır.
Arsanın ...'a Belediyen alamayacağı inşaat ruhsatını muvazaalı devirle sanık üzerinden alınma amacıyla değil de sanık tarafından gerçek olarak satın alındığının bir başka delili de şudur; Sanık soruşturmacıya verdiği 30.11.2010 tarihli beyanında ".... Yolu, ... Mah.513 ada 5 parsel de 510 metrekare arsayı hemen satarım diye beyan etmedim. Daha sonra bina yapmaya karar verince beyan süresi geçtiği için beyandan kaçındım. Bina tamamlanınca beyanda bulunacaktım. ... Yirmi bin liraya aldım. Temel aşamasında şimdiye kadar yaklaşık otuz kırk bin liralık harcamam oldu. ..." demektedir. Sanık aynı ifadesinin devamında ise arsanın ve inşaatın gerçek sahibinin ... olduğunu, kendisinin ismen göründüğünü söylemiştir. Bu ifade değişikliğinin gerekçesini ise açıklamamıştır.
Dosya kapsamından da anlaşıldığı gibi ... inşaat müteahhididir. Sanık ile aralarında eskiye dayalı bir ilişki vardır.
Yukarıda açıkladığım bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, arsa ve inşaat gerçekte sanığa aittir. Sanığın arsa ve inşaat konusundaki savunması suçtan kurtulmaya yöneliktir. Bu konudaki tanık ...'ın beyanı da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu nedenle mahkeme kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Otomobiller bakımından:
Sanığın ... plakalı ... marka otomobili 29.000 (yirmidokuzbin) TL.ye 12.01.2009 tarihinde satın aldığı, 34 UR 3766 plakalı ... marka otomobili 18.000 (onsekizbin) TL.sine 14.07.2009 tarihinde satın aldığı dosya kapsamına göre sabittir. Bu konuda bir tartışma yoktur, sanığın da kabulü vardır. Sanık bu otomobilleri ağır hasarlı olarak satın alıp tamir ettirdikten sonra kar ile sattığını ifade etmektedir. Sanık her iki otomobile toplam 47.000. TL. ödemiştir. Bu
otomobilleri ağır hasarlı olduğuna göre tamiri için de yaklaşık satın alma bedeli kadar para harcaması gerekir. Bir an için sanığın bu tamirat bedelini otomobilleri sattıktan sonra ödeyeceği yani borçla yaptırdığı kabul edilse bile tamirat işi bittikten sonra hemen satılarak borcun ödenmesi gerekir. Tamir işinin 2-3 ay sürdüğünü varsayalım bu durumda otomobillerin satın alındıktan 2-3 ay sonra satılması gerekir idi. Oysa ... marka otomobil satın alındıktan bir sene sonra 05.01.2010 tarihinde, ... marka otomobil ise satın alındıktan bir sene iki aydan fazla bir zaman sonra 27.09.2010 tarihinde satılmıştır.
Görülmektedir ki, sanık soruşturmayı öğrenmeden önce bir yıldan fazla süreyle arsa ve üzerinde yapılan havuzlu inşaatı, iki otomobili de üzerinde tutmuştur. Soruşturmayı öğrendikten sonra da bu malları satmıştır.
Sanığın soruşturmacıya verdiği 30.11.2010 tarihli beyanında eşinin çalışmadığını, evde nakış işi yaptığını ayda altı yedi yüz lira kazandığını belirtmiştir. Yani sanığın maaşından başka resmi, yasal ve istikrarlı bir geliri yoktur. 05.01.2010 günlü mal beyanında, arsayı ve otomobilleri beyan etmemiştir. Buna karşılık ...'da 2003 yılında edindiği 75.000 TL. değerinde bir evi, 20.000 (yirmibin) TL nakit parası, 6000 (altıbin) doları, 13 adet bilezik, 39 adet cumhuriyet altını bulunduğunu beyan etmiştir.
Otomobiller bakımından da sanığın savunması suçtan kurtulmaya yöneliktir, bu konudaki tanık beyanları da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu nedenle de mahkeme kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç olarak, dava konusu olan gerek arsa ve inşaat, gerekse otomobiller bakımından yukarıda belirttiğim bilgi ve belgelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde, gerçekte maaşından başka yasal geliri olmayan sanığın söz konusu mallara yasaya uygun olarak sahip olması mümkün değildir. Sanık haksız edindiği bu malları soruşturmayı öğrenir öğrenmez kaçırmıştır. Atılı suç hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sabit olmuştur. Bu nedenlerle beraat kararının bozulması gerekirken Sayın Çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/6190, K. 2013/18918, 19 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama