KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2013/8707 E., 2013/24038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- 4389 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Sanığın hükümlülüğüne
Karar Metni
731 kelime·4 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/2.maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür." 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür.
Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir.
Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK.nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8. Ağır Ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı kanunun 24/2. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK.nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1 .maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde gerek 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı kanunun 24/2.maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK.nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesi ile HSYK.nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre atılı zimmet suçunda görevli mahkemenin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması,
2-Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit olarak nitelendirilmesi mümkün olup ayrıca;
Tediye; fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından;
Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise,
İşlem yapma yetkisinde limit belirlenmiş ise, limitin üzerinde olan işlemle mal edinme gerçekleşmişse,
Tediye fişine başka mudilerin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen işlemlerde, eylem basit zimmet;
Mudinin yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise, eylem nitelikli zimmet;
Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet;
Sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır.
Yukarıda anılan hususlar dikkate alınarak, dava konusu tüm belgeler getirtilip, imzaları taklit edilen banka müşterilerinin hesap kartonlarındaki imzaları ile sanık tarafından düzenlenen belgelerdeki imzalar karşılaştırılarak, iğfal kabiliyetinin olup olmadığı hususu belirlendikten sonra dosyanın üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi,
bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit/nitelikli zimmet olup olmadıkları ve nitelikli zimmet ve basit zimmet miktarlarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre hapis ve adli para cezasının tayin edilmesi,
nitelikli oldukları tespit edilen eylemler yönünden tayin edilecek hürriyeti bağlayıcı ceza yanında nitelikli zimmet sonucu oluşacak banka zararının üç katından az olmayacak şekilde para cezası verilmesi gerektiği de gözetilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna itibarla eylemlerin tamamı nitelikli zimmet kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3-Olaya, 4389 sayılı yasa hükümleri ile 5411 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması suretiyle yapılan karşılaştırma sonucunda, isabetli olarak 5411 sayılı yasa hükümlerinin lehe olduğu belirlenerek uygulama yapılmış ise de, teselsül nedeniyle cezadan artırımı düzenleyen 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinden daha lehe olması nedeniyle, 5411 sayılı yasa hükümleri ile birlikte 765 sayılı TCK.nun 80 ve 59. maddeleri ile 647 sayılı yasanın 4. maddesi uygulanarak sanığın cezalandırılması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/8707, K. 2013/24038, 10 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama