KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2016/2018 E., 2019/38853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 4733 Sayılı Kanuna Muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülük, erteleme
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 231/2. ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ve başvuru yönteminin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Hükümde yasa yolu gösterilirken, sanığın yüzüne karşı verilen kararda 7 günlük temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken, yanıltıcı şekilde kararın sanığın yokluğunda verildiği belirtilmek ve "tebliğ tarihinden itibaren" denilmek suretiyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığı anlaşıldığından, sanığın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisindeki temyizi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında verilen 22/02/2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz hukuken varlık kazanmadığı, hüküm niteliğinde olmadığı, askıda olduğundan müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin kararın bu aşamada infaz edilemeyeceği, bu haliyle infazı mümkün bulunmadığı, bu nedenle açıklanan hükümde iddianamede müsaderesi talep edilen davaya konu eşya ve 22/02/2012 tarihli karar öncesi yapılan yargılama giderleri hakkında denetime ve infaza olanak verecek biçimde yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilerek eşya müsaderesi hususunda mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüş,
5271 sayılı CMK'nun 231/11. madde ve fıkrası, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.
Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir." şeklinde olup, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, hükmolunan hapis cezasının TCK'nun 51. maddesine göre ertelenmesi ve sanık hakkında hapis cezası ve adli para cezası tayin olunması karşısında,
ertelemeye ilişkin paragrafın sonuna "sanığa verilen cezanın ertelenmesine" yazılması suretiyle adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK'nun 53/4. maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz" hükmüne aykırı olarak, sanık hakkında erteli 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmolunduğu halde TCK'nun 53/1. maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2016/2018, K. 2019/38853, 17 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama