KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2019/45 E., 2019/31914 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2019
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- 4389 sayılı Kanuna muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık müdafii 01.10.2018 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu halde duruşma talep etmemiş olup gerekçeli temyiz dilekçesinde duruşma talep etmiş ise de süresi içerisinde duruşma talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca REDDİ ile yapılan incelemede;
1. 23.08.2004 ve 25.04.2017 tarihli iddianamelerde yer almayan mudiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik eylemlerin de yargılamaya dahil edilerek, iddianamelerde açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemlerin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaylardan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması,
2. Mudi ....'ın hesabından 6.000,00TL çekilmesine ilişkin 28.06.2004 tarih ve ... nolu tediye fişi ile ilgili mudinin beyanında imzanın kendisine ait olmadığını ifade etmesi, sanığın da banka müfettişine verdiği ayrıntılı ifadelerde bu imzanın kendisi tarafından sahte olarak atıldığına dair beyanı üzerine Dairemizce yapılan incelemede; dekont aslı üzerindeki imzanın, müşteri hesap sözleşmesi üzerindeki imzadan açıkça farklı olduğu ve aldatma niteliğinin de bulunmadığının anlaşılması karşısında bu eylemin basit zimmet olarak kabulü gerekirken bahsi geçen imzanın mudi eli ürünü olduğuna dair isabetsiz kanaat içeren bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
3. Katılan bankanın 21.04.2006 havale tarihli yazısı ile sanığın bazı mudilere yapmış olduğu ödemeler nedeniyle banka tarafından ibranameler alındığını, zimmet miktarının 245.130.676,202TL, söz konusu ödemeler sonucu banka alacağının ise 176.652,99TL olduğunun belirtilmesine rağmen, 14.04.2014 tarihli yazısı ekinde (EK-7) olarak belirtilen tabloda ise toplam zimmet miktarının 249.451.701,365TL olarak bildirildiği,
hükme esas alınan 17.03.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise ibraname alınan bu mudilerden ... ve ...'e sanık tarafından elden yapılan bazı ödemelerin zimmet miktarından mahsup edildiği anlaşılmasına rağmen diğer mudilere ilişkin bir açıklama bulunmadığı, mahkeme gerekçesinde de zimmet ve banka zararının miktarı konusunda çelişkili ifadeler nedeniyle tam bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından, zimmet ve banka zararının ne kadar olduğunun kesin olarak belirlenmesinden sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
4. Katılan bankanın 07.06.2005 tarihli yazısında sanığın bankaya 25.123,07TL tutarında ödeme yaptığının anlaşılması karşısında, banka zararının hesaplanmasında bu ödemenin toplam zimmet miktarından mahsup edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5. Her ne kadar mahkemenin gerekçesinde bankaya geri ödenen miktarın 174.505,51TL olduğu ve nitelikli zimmet nedeniyle oluşan zararın tamamının karşılanması nedeniyle 4389 sayılı Yasanın 22/3. maddesi uyarınca ayrıca adli para cezasına hükmolunmadığı belirtilmiş ise de; zimmet nedeniyle yapılan ödemenin sanık tarafından etkin pişmanlık gösterilerek nakit olarak bankaya yaptığı ödemeleri kapsayacağı, 174.505,51TL'nin ise sanığın zimmetin açığa çıkmamasını sağlamak amacıyla mudilerin vadesiz hesaplarına sahte olarak oluşturduğu tahsil fişleriyle para yatırması,
vadeli hesaplarda vade sonu ödenmesi gereken faiz ve yasal kesintileri bir kısmını iade etmesi ve başka mudilerin hesaplarından da bu hesaplara usulsüz olarak aktarmalar yapması sonucu hesaplarda oluşan toplam iade miktarı olduğu, bu nedenle ödeme olarak kabul edilemeyeceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2019/45, K. 2019/31914, 23 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama