KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2021/11487 E., 2024/10421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/93 E., 2014/349 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I.TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, haksız yere ceza aldığına ve cezanın bozulması gerektiğine ilişkindir.
II.GEREKÇE
Olay tarihinde Kadirli ilçesi .... köyü ... barajı civarında sanık ...'in sevk ve idaresinde olan .... plaka sayılı aracın seyir halindeyken şüphe üzerine Kadirli İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli ekiplerce durdurulduğu, araç içerisinde arka koltuk üzerinde dışarıdan görülebilecek şekilde kaçak sigara olduğunun görüldüğü, bunun üzerine sanığın rızaen araç içerisinde bulunan muhtelif markalarda toplam 849 karton kaçak sigarayı görevlilere teslim ettiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18.maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında, suçlamanın doğru olduğunu, olay tarihi öncesinde .....isimli şahsa borcu olduğunu, bu şahsa borcunu ödeyebilmek için eylemi yapmayı kabul ettiğini, aracın... tarafından Mersin'den getirildiğini, kime ait olduğunu bilmediğini, sigaraları Akçakale'de...'un temin edip araca yüklediğini beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak; 1.Dosyada Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit (KEMT) varakası bulunmadığı gözetilerek; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği,
yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada; soruşturma aşamasında ihtarat yapılmamış ise 1/2, ihtarat yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla beşinci, onuncu, yirmiüçüncü ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2.24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal karan ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin belirtilmesi,
4.Ele geçen kaçak eşyanın tamamı hakkında, 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsadere kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11487, K. 2024/10421, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama