KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2021/26683 E., 2025/6447 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2017/4391 E., 2020/700 K.
- Suç
- 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'a muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli kararı ile 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'a muhalefet (4708 sayılı Kanun) suçundan açılan davada sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkındaki beraat kararının kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan neticeten 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi İlk Derece Mahkemesi kararında sanığın mahkûmiyeti ile yapı denetim şirketi tarafından tanzim edilen denetim raporlarındaki imzasının temyiz dışı sanıklardan ...'ya ait olmadığından resmi belgede
sahtecilik eylemi nedeniyle de suç duyurusuna karar verilmiş ise de, binada yapılan değişikliklerin proje tadilatı yoluyla uygun hale getirildiği, binanın statik-taşıyıcı aksamında herhangi bir kusur ve kişisel- kamusal bir zararın bulunmadığı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı bakımından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yerine sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve Kanun'a aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık Müdafiin Temyiz İstemi
Sanık hakkındaki kusur değerlendirilmesinin gerekçeli kararda gösterilmediğine, sanığın inşaatı gerçekleştiren şirket yönetim kurulunda bulunduğuna, ek bir yetkisi bulunmadığına, tek başına imza yetkisi sınırlandırıldığına, bu kadar mikro bir durumu kontrol etmesinin beklenemeyeceğine, inşaat ile her gün içli dışlı olmadığına, iddianameye konu hususların şantiye şefi ve yapı denetim firması yetkilileri tarafından ilgilenilmesi gereken hususlar olduğuna, ek parasal değer kazanmaksızın ihmal ya da kast vasıtası ile nasıl ve neden böyle bir olaya izin verdiğinin gerekçeli kararda açıklanmadığına,
ilgili durumun yapı denetim firmasının sorumluluğunda olduğuna, müvekkili tarafından yapı denetim işinin, işin ehli olan bir firmaya verildiğine, kendisine sorumluluk yüklenemeyeceğine, müvekkiline getirilen bilginin, belediyece verilen kotlarda hata olduğu ve düzeltilince devam edileceğinin ötesinde olmadığına, inşaatın her aşamasının belediye tarafından denetlendiğine, yapı kullanım izinin alındığına ve yaşamın eksiksiz olarak devam ettiğine, müvekkili tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.20.02.2020 tarihinde yürürlüğe giren 4708 sayılı Kanun'un 9/1. maddesinde 7221 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında tanımlanan suçun oluşabilmesi için ortaya çıkan aykırılıkların yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektir nitelikte olması sabit olup, iddianameye konu edilen eylemlerin 4708 sayılı Kanun'un 8/1-g maddesinde 7221 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında yeni iş almaktan men cezası gerektirir nitelikte olup olmadığı hususunda yapılacak değerlendirme sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiş,
2.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 13.01.2014 yerine 16.09.2014 olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/26683, K. 2025/6447, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama