Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/12643 E. , 2024/6450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1490 E., 2022/1900 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Temyiz edilemeyecek karar olduğundan temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/12643 E. , 2024/6450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1490 E., 2022/1900 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Temyiz edilemeyecek karar olduğundan temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü; Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/196 E., 2017/109 K. sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği, hükmün istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.10.2018 tarihli, 2018/1472 E., 2018/2544 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin hükmünün düzeltilerek, sanığın neticeten 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.05.2020 tarihinde 7242 sayılı Yasanın 63 üncü maddesine dayanılarak lehe kanun değerlendirmesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi'ne iade edildiği, bunun üzerine istinaf mahkemesince aynı nedenle 25.06.2020 tarihinde hükmün bozulduğu ve ilk derece mahkemesince 01.04.2021 tarihli ve 2020/124 E, 2021/127 K sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun uyarınca neticeten 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/1490 E., 2022/1900 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, anılan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine de 13.06.2022 tarihli ek karar ile kararın kesin nitelikte olduğu, temyiz edilemeyecek kararlardan olduğundan sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilir." şeklindeki düzenleme uyarınca lehe kanun değerlendirmesi için dosyanın ancak ilk derece mahkemesine iade edilebileceği, Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenle iade yapılamayacağı nazara alındığında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.10.2018 tarihli, 2018/1472 E., 2018/2544 K. sayılı kararına yönelik temyiz istemlerine ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenlenerek dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerektiği, sonrasında yapılan işlemlerin, verilen kararların hukuki değerden yoksun olduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.06.2023 tarihli tebliğnamesinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 13.06.2022 tarihli , 2022/1490 E., 2022/1900 K. sayılı ek kararına ilişkin olarak düzenlendiği, oysa ki Dairemizce Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.10.2018 tarihli, 2018/1472 E., 2018/2544 K. sayılı kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerektiği anlaşılmakla; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.10.2018 tarihli, 2018/1472 E., 2018/2544 K. sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemine ilişkin ek tebliğname düzenlendikten sonra Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Uludere Asliye Ceza Mahkemesince sanığa verilen 2 yıl 6 ay hapis ve 7.500 TL adli para cezasının istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesinin hükmünün düzeltilerek sanığın 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, bu hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yeni yürürlüğe giren 7242 sayılı kanunun 63. maddesi gereğince dosyayı karar verilmek üzere Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine iade etmiş, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi yeni yürürlüğe giren yasaların uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiş, hükmün bozulmasından sonra dosyayı ele alan ilk derece mahkemesi sanığa 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500 TL adli para cezası vermiş bu hükmün istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi esastan ret kararı vermiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine hükmün temyizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle temyiz isteğinin Bölge Adliye Mahkemesince reddine karar verilmiştir. 7242 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” denilmiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargıtay kararının gönderileceği merci” başlıklı 304. maddesinin 2. bendinde Yargıtay kararlarından sonra dosyanın ilk hükmü veren mahkeme ya da Bölge Adliye Mahkemesinden hangisine gönderileceği hüküm altına alınmış olup, bu maddede; ”Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir. Ancak bozma kararı, a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine, b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine gönderilir.” denilmiştir. 7242 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında ilk derece mahkemelerine denilmek suretiyle çoğul bir ifade kullanılmıştır. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere kast edilenin sadece ilk hükmü veren ilk derece mahkemesi değil, bölge adliye mahkemeleri de olduğu açıktır. Bölge adliye mahkemeleri Anayasamızın 146 ve devamı maddelerinde sayılan yüksek mahkemelerden biri değildir. Dolayısıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bölge adliye mahkemesine gönderilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında gelişlerindeki usule uygun olarak tabiri kullanılmıştır. Bu düzenleme basit bir postalama işlemini göstermek için yapılmamıştır. Bilindiği gibi bölge adliye mahkemeleri kurulmadan önce verilen kararlar temyize, bölge adliye mahkemeleri kurulduktan sonra ilk derece mahkemelerince kurulan hükümler istinafa tabidir. Cumhuriyet Başsavcılığına gelen 7242 Sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince iade edilmesi gereken dosyalar doğrudan temyize tabi ise ilk derece mahkemesine, eğer istinafa tabi ise 5271 Sayılı CMK’nın 304. maddenin 2. bendindeki düzenleme göz önünde tutularak hangi mahkemeye gönderilecek ise o mahkemeye gönderilmesi gerekir. Dosyanın ilgili Yargıtay Dairesine intikal ettiği durumlarda da aynı usul uygulanacak bozma kararı ya ilk hükmü veren mahkemeye ya da bozmanın niteliğine göre bölge adliye mahkemesine gönderilecektir. Bunun aksine bir düşüncede olduğumuz takdirde yerel mahkemece beraat, bölge adliye mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği hallerde dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi gibi anormal bir durum ortaya çıkacaktır. Aynı durum bizim dosyamızda olduğu gibi bölge adliye mahkemesinin cezayı artırdığı hallerde de ortaya çıkacaktır. Heyetimizin çoğunluğu gibi kabul ettiğimizde gözden kaçırılmaması gereken bir hususta Yargıtay ilgili Ceza Dairesi bozma kararı verirken dosyayı bölge adliye mahkemesine gönderebilecek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ilk hükmü veren yerel mahkemeye gönderecektir. Böyle bir durumun hukuken kabulü usulde paralellik ilkesi gereğince mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna intikal eden benzer bir duruma ilişkin dosyada YCGK’nun 03/04/2024 tarih ve 2023/212 Esas ve 2024/154 Karar sayılı kararında “ilk derece mahkemeleri tarafından verilip temyiz edilen hükümlerde, lehe hükümlerin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiğinin açıkça anlaşılması hâlinde, dosyayı doğrudan ilgili mahkemesine iade etme yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış, bu hüküm uyarınca gönderilen dosyalarda, mahkemece duruşma açılarak lehe kanun değerlendirmesi yapılması zorunluluğu doğmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı ile ilgili hüküm hukuki varlığını yitirmiş olacak ve yeniden hüküm kurmak gerekecektir. Verilen yeni hükmün önceki ile aynı veya farklı olması da, bunun yeni hüküm olduğu ve önceden verilenin geçerliliğini kaldırarak onun yerine geçtiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Somut olayda da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın gönderilmesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 1597-1117 sayılı kararının ortadan kalktığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin temyiz incelemesine konu bir hüküm bulunmadığından 10.11.2022 tarihli ve 2322-16390 sayılı bozma kararının hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü zorunlu olup dosyanın lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis eden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.” denilmek suretiyle konu açıkça çözüme kavuşturulmuştur. Heyetimizin çoğunluk kararında açıkça “dosyanın ancak ilk derece mahkemesine iade edilebileceği, bölge adliye mahkemesine bu nedenle iade yapılamayacağı” denilmekle bir kabul yapılmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade ettiği bölge adliye mahkemesinin ilk kararıyla ilgili tebliğname düzenlenerek Dairemize gönderilmesi hususu karara bağlanmıştır. Oysa yukarıdaki paragrafta alıntılanan YCGK’nun kararı bunun aksini söylediği gibi kanuni düzenlemelerden de konunun böyle anlaşılmaması gerektiği açıktır. Yukarıda alıntılanan YCGK’nun kararında belirttildiği gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yasa gereği iade kararı bazı sonuçlar bakımından bozma hükmü niteliğindedir. İade kararı bozmaya ilişkin sonuçlar doğurduğundan artık bölge adliye mahkemesinin ilk hükmü ile ilgili tebliğname düzenlemesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından istenemez. Somut durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı sonrası bölge adliye mahkemesinin yeni yürürlüğe giren yasaları değerlendirerek bir karar vermesi gerektiği açıktır. Bu nedenler gösterilerek bölge adliye mahkemesinin kararının bozulması yerine, 7242 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler yürürlüğe girmeden önce bölge adliye mahkemesince verilen ilk kararla ilgili tebliğname düzenlenmesi yönünde verilen heyetimizin çoğunluk kararına katılmıyorum.