İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2023/14207 Karar: 2025/8005 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/14207 K.2025/8005

7. Ceza Dairesi 2023/14207 E. , 2025/8005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/212 E., 2023/178 K. KATILANLAR : ... B.V, ... SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ha

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2023/14207 E. , 2025/8005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/212 E., 2023/178 K. KATILANLAR : ... B.V, ... SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ha

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2023/14207 E. , 2025/8005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/212 E., 2023/178 K. KATILANLAR : ... B.V, ... SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, hükümde kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün olarak gösterilmesi sebebiyle sanık müdafiin yanıltıldığı anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde kabul edildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarının yapılmaması hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği hükmün sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin fıkrasının devamına "5237 sayılı Kanun'un 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi hâlli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağının ihtarına," ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.05.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E Sayın daire çoğunluğuyla görüş ayrılığımız yapılan ihbar üzerine kolluk kuvvetinin usulüne uygun arama kararı alarak iş yerinde yaptığı arama işlemi sonucu kanunun amir hükmüne aykırı olarak işlem tanığı sayısının eksik tutulması sonucu düzenlenen tutanağın hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-512 ve 2019/569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, Anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır. Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır. (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir.” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Bu açıklamalar ışığında; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.03.2015 tarih ve 2015/42187 sayılı talep ve İstanbul 5. S.C.Hakimliğinin 2015/1851 d.i nolu arama kararına istinaden; Müşteki firmalar ..., ... / LAUREN COMPANY LP, ..., ... LTD’ye ait 556 SKM nitelikte ürünlerle ilgili olarak; 26.03.2015 günü saat 13.00 sıralarında kolluk görevlileri beraberinde müşteki firmalar vekili Av. ..., söz konusu isimsiz depo adresi ve müştemilatı adresine intikal ettiklerinde karşılamada iş yeri sahibi olduğunu söyleyen sanık ...’e polis kimlik kartları ve gerekçeli arama kararı gösterilerek izah edilmiş, akabinde 3 kattan oluşan iş yerinde yapılan arama neticesinde; ... ibareli 7.100 adet çorap, ... ibareli 350 boxer, Falcon Ltd (G Star) ibareli 130 adet boxer olmak üzere toplamda 7.580 adet ürüne el konulması şeklindeki olayda; 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘’Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.’’ şeklindeki düzenlemenin aksine, verilen arama kararında arama işleminin 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesi gereğince yapılması istenmesine karşın, işlem tanığı olmadan aramanın gerçekleştirildiği ve tutanak altına alındığı görülerek yapılan incelemede; sanığa ait iş yerinde yapılan arama işlemi sonucu ele geçirilen ürünlerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu ve mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir. 28.05.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla