KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/16192 E., 2023/11078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2010/141 E., 2013/485 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hükümler
- Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil vasıtalarının müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Kısmî ret, kısmî bozma
Karar Metni
1.438 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Şikâyetçi kurum vekilinin temyiz isteğine ilişkin olarak; atılı suçun mahiyeti gereği, suça sürüklenen çocuğun ve sanıkların eylemlerine uyan ve suç tarihi itibarıyla somut olaya uygulanması gereken 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gören kurumun Gümrük İdaresi olduğu, suçtan zarar görmeyen şikâyetçi kurumun davaya katılma ve hükmü temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Katılan kurum vekilinin ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteklerine ilişkin olarak; suça sürüklenen çocuğun ve sanıkların haklarında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz
isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2013 tarihli ve 2010/141 Esas, 2013/485 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ... sanıklar hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 51 inci ve 52 nci maddeleri ile ayrıca suça sürüklenen çocuk hakkında 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sanıklar için erteli 1'er yıl 8'er ... hapis ve 80,00'er TL adlî para cezası; suça sürüklenen çocuk için erteli 1 yıl 35 gün hapis ve 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, suça konu kaçak eşyanın ve suçun işlenmesinde kullanılan nakil vasıtası atların müsaderesine, karar verilmiştir.
2.Yukarıda bahsi geçen kararın temyizi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, kısmî ret ve kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin hatalı olduğuna, eksik cezaya hükmedildiğine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
2.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; kamu zararı tespitinin hatalı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Hudut Komutanlığınca gerçekleştirilen pusu faaliyeti sırasında, İran topraklarından Türkiye topraklarına yasa dışı yollardan geçiş yapmakta olan 10 kişilik atlı gruba müdahale edilmesi üzerine sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun olay yerinde 4 at üzerine yüklü vaziyette toplam 726 karton kaçak sigara ile yakalandıkları anlaşılmıştır.
2.Sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun aynı mahiyetteki savunmalarında; olay günü İran sınırından Türkiye sınırına yasa dışı yollarla ve beraberlerindeki atlara yüklü vaziyetteki kaçak sigaralarla girerken yakalandıklarını, sanıklar ... ve ...'ın kendilerine ait birer adet atlarına yüklü 250'şer karton kaçak sigarayı geçirdiklerini, yakalanan diğer sigaraların kendilerine ait olmadığını, Türkiye tarafına geçirebilselerdi satacaklarını beyan ettikleri görülmüştür.
3.Tutanak mümziinin tanık sıfatıyla alınan beyanında; sanıkları ve suça sürüklenen çocuğu beraberlerindeki 4 adet yük hayvanı at ve sigaralar ile yakaladıklarını, diğer atları ele geçiremediklerini, şahısların her birinin kendi atları ile ve her at üzerinde yaklaşık 250 karton sigara yüklü vaziyette İran sınırından dönmekte iken suç üstü halinde yakaladıklarını belirttiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Her bir sanığın ve suça sürüklenen çocuğun, dosyada mevcut olay tutanağı, aşamalardaki savunmalar ve tanık beyanları karşısında, dosya kapsamında aksine bir delil de bulunmadığından kendi taşıdıkları kaçak eşya miktarı ile sorumlu tutulabilecekleri, bu haliyle eylemlerinin münferit kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
A.Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Atılı suçun mahiyeti gereği, suça sürüklenen çocuğun ve sanıkların eylemlerine uyan ve suç tarihi itibarıyla somut olaya uygulanması gereken 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gören kurumun Gümrük İdaresi olduğu, suçtan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
B.Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde 1.Suça sürüklenen çocuğa atılı eylem için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği 15 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, aynı maddenin ikinci fıkrası gereği, suça sürüklenen çocuk suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğundan olağan zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği,
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 10.12.2013 tarihli mahkumiyet kararı olduğu, bu tarihten itibaren temyiz incelemesi tarihine kadar, 10 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
C.Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Olayın oluş şekli, savunmalar, dosyada mevcut tanık beyanları, mevcut deliller ve tüm dosya kapsamından, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği yönündeki sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1.Suça konu kaçak eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalacağı, olay tutanağına göre sanıkların, hudut komutanlığı tarafından gerçekleştirilen pusu faaliyeti sırasında, İran sınırından beraberlerindeki kaçak eşya ile yurda yasa dışı giriş yaptıktan hemen sonra yakalandıklarının anlaşılması karşısında,
sanıklara atılı eylem kül halinde 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) nci cümlesi kapsamında kaldığı halde suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uygulama yapılarak yazılı şekilde eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak
değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği,
yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmış olup 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunmaması bozmayı gerektirmiştir.
3.Sanıkların eylemlerinin münferit kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı, dosya kapsamında aksine bir delil de bulunmadığından kabullendikleri eşya miktarı için sorumlu tutulabilecekleri cihetle; adli sicil kaydı bulunmayan ve savunmalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep eden sanıkların kabullendikleri kaçak eşya miktarı göz önüne alınarak buna göre düzenlenecek kaçak eşyaya mahsus tespit varakasındaki gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplamından oluşan gümrük vergilerinin kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası
hükümleri gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi, yine bu doğrultuda 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası gereğince bir değerlendirme yapılması gerekirken ele geçen tüm kaçak sigara miktarı üzerinden kaçak eşyaya mahsus tespit varakası düzenlenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu lehine vekalet ücretine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C.Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2013 tarihli ve 2010/141 Esas, 2013/485 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi
vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanıklar hakkında kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/16192, K. 2023/11078, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama