Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/1935 E. , 2025/1031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/919 E., 2022/280 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itib
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/1935 E. , 2025/1031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/919 E., 2022/280 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz süresinin mahkemece 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı gözetilerek, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 tarihli ve 2013/610 Esas 2014/512 Karar sayılı ilâmında hangi hallerde adli arama yapılacağı açıklanmıştır. Bu kararda; ''ceza muhakemesinin kurallarının işlemeye başlaması 'başlangıç şüphesi' ile olmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirleri bir suçun işlendiği izlenimini veren halin öğrenilmesinden sonraki aşamada başvurulan adlî nitelikteki tedbirlerdir.” “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 161/2 ve Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir.” “Başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi olsa bile, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren yapılacak durdurma ve arama adli bir nitelik taşıyacaktır.” denilmiştir. Gerekçe kısmının başında da belirtildiği üzere suçla ilgili istihbarat alındığı halde bahse konu aracın önleme araması kararına istinaden arandığı, dosya kapsamından kolluğun herhangi bir adlî arama kararı almaksızın, Cumhuriyet savcısına da bilgi vermeden arama niteliğinde işlemler yaparak delil topladığı anlaşılmıştır. Bilindiği gibi başlangıç şüphesi denilen suç şüphesi oluştuğu andan itibaren 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapmak zorunludur. Plakası belirli bir nakil aracında kaçak sigara bulunduğu istihbaratının alınması 5271 sayılı Kanun'un 116. maddesinde tanımlanan makul şüphe kavramı içerisindedir. Makul şüpheyi değerlendirmek yetkisi ilk aşamada Cumhuriyet savcısına aittir. Bu nedenle deliller usulsüz elde edildiğinden hükme esas alınmamalıdır. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu ve sanığın ikrarının tek başına mahkûmiyete yeterli delil olmadığı anlaşılmakla, sanık ...'ün beraatine karar verilmesi gerekirken Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2, 230/1. maddelerine göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 21.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Olay tarihinde Sulh Ceza Mahkemesince verilen önleme araması gereğince Gaziantep otoban girişinde sanıkların bulunduğu 31 K 2344 plakalı aracın aranması sonucu kaçak eşyanın ele geçtiği, hemen Nöbetçi Cumhuriyet savcısının haberdar edildiği ve alınan talimat uyarınca işlem yapıldığı, önleme araması ile adli araması arasında infaz olarak herhangi bir farklılık bulunmamasına rağmen sayın çoğunlukça adli arama kararı istenmesinin işlemleri geciktireceği gibi, sanıkların olay yerinde uzun zaman tutulup mağduriyetlerine sebebiyet vereceğinden yapılan aramanın Kanunlara ve usule uygun olduğundan, açıklanan nedenlerle adlî arama kararı yokluğundan bozma kararı kuran çoğunluğun görüşüne onama hükmü verilmesi düşüncesiyle muhalifim.