KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/19941 E., 2025/3517 K.·K Anunyararınabozma
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2025
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Hâkimliği
- Sayısı
- 2022/7631 D.İş
- Kabahatli
- İki Meşe Danışmanlık ve Ticaret Ltd. Şti.
- Kabahat
- 1567 sayılı Kanun'a muhalefet
Karar Metni
947 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Kabahatli hakkında, 1567 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 24.919,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.04.2023 tarihli ve 2022/7631 D.İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/115488 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/115488 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, kabahatli firma tarafından fiili ihracı 27/09/2021 tarihinde olan, Swk Uk Wınd One Lımıted Şirketine 33.563 Usd tutarında ihracat gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen ihracat hesabının 06/04/2022 tarihinde yapılan ihtara rağmen 90 gün içerisinde kapatılmadığından bahisle idari yaptırım kararı uygulandığı, Kabahatli şirket vekilinin itiraz ve kanun yararına bozma dilekçelerinde özetle ithalatçı şirketin dolandırıcı çıktığını, yaptıkları ihracatın bedelini tahsil edemedikleri, uygulanan idari yaptırım kararının haksız olduğundan bahsettiği,
İhracata aracılık eden Kuveyt Türk Katılım Bankası Anonim Şirketinin 02/08/2022 tarihli cevabi yazısında, kabahatli şirketin yaptığı ihracata ilişkin Swk Uk Wınd One Lımıted Şirketi tarafından bankalarına gelen herhangi bir ihracat bedelinin bulunmadığının belirtildiği,
1567 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan, "Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış olduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk lirasından yirmibeşbin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki,
Anılan Kanun'un 3/3. maddesinde yer alan, "Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1 inci maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz." şeklindeki,
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara ilişkin 04/09/2018 tarihli ve 2018-32/48 nolu Tebliğin 3. maddesinde yer alan, "Türkiye'de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez...." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Anılan Tebliğ'in 3. maddesi uyarınca kabahate konu idari para cezasının ithalatçının bedeli ödemesini müteakip yapılan ihtarlara rağmen hesabın kapatılmaması durumunda uygulanabileceği cihetle, ihracata aracılık eden Kuveyt Türk Katılım Bankası Anonim Şirketinin 02/08/2022 tarihli yazısı ve 20/03/2023 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, Swk Uk Wınd One Lımıted Şirketi tarafından kabahatli firmaya ödenen herhangi bir bedelin bulunmadığının anlaşılması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesi ile ihracat bedeli olarak kabahatli firmaya ödenen bir bedel bulunmadığından kabahatlinin başvurusunun reddine dair karara vaki itirazın reddine ilişkin kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de, 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin "Kambiyo, nukut,
esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." şeklinde olduğu,
bu Kanun'un uygulanmasının çerçevesinin 11.08.1989 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (32 sayılı Karar) ile belirlendiği ve bilahare ihracat işlemleri ile ilgili olarak 1567 sayılı Kanun ve 32 sayılı Karar'ın uygulamasına ilişkin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/48 Sayılı Tebliğ (32/48 sayılı Tebliğ) ve T.C.
Merkez Bankasının 16.01.2020 tarihli İhracat Genelgesinin yayımlandığı, 32/48 sayılı Tebliğ'in 3/1. maddesindeki "Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir.
Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez." şeklindeki düzenleme ile esasen ihracat bedelinin tahsilinden sonra gecikilmeksizin yurda getirilmesi gerektiği, ancak her halükarda bu sürenin
fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyeceğinin belirlendiği, İhracat Genelgesinin 26. maddesinde yer alan "İhracat bedelinin tahsilinden ve ihracat hesabının yurda getirme süresi içinde (ek süreler dâhil) kapatılmasından ihracatçılar, ... sorumludur..." şeklindeki düzenleme nazara alındığında ihracat bedelinin tahsili sorumluluğunun da ihracatçıda olduğunun anlaşıldığı,
ancak çeşitli nedenlerle ihracat hesabının kapatılamaması hallerine ilişkin olarak da 32/48 sayılı Tebliğ'in 8. maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında mücbir sebep veya diğer haklı nedenlerle ihracat hesabının süresinde kapatılamaması hallerinde izlenmesi gereken usul ve sürece yer verildiği, tüm bu düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde ihracat bedelinin tahsilinden ve süresinde yurda getirilmesinden kabahatlinin sorumlu olduğu,
kabahatlinin mücbir sebep veya haklı nedenlerle ihracat hesabını kapatamaması halinde yukarıda anılan düzenlemelerde öngörülen süreci takip etmesi gerektiği, dosya kapsamına göre ise kabahatlinin, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen ihtarname üzerine,
Gelir İdaresi Başkanlığına, ihracat bedelinin tahsil edemediklerini, alacaklarının Eximbank tarafından teminat altına alındığını ve bu konudaki görüşmelerinin devam ettiğini bildirdiği ve fakat yukarıda değinilen düzenlemelere uygun olarak ek süre talep edilmediği gibi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından da kabahatliye bu çerçevede bir ek süre verilmediği anlaşılmakla, kabahatlinin 1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesine aykırı olarak ihracat bedelini süresinde yurda getirmediği,
bu itibarla kabahatlinin başvurusunun reddine dair karara itirazının reddine ilişkin İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.04.2023 tarihli ve 2022/7631 D.İş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/19941, K. 2025/3517, 10 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama