KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/819 E., 2024/6155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/609 E., 2022/588 K.
- Suç
- 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın kazanılmış hakkı gözetilmeksizin hüküm kurulduğuna ve hükmün açılanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
Yapılan incelemede; sanığın, 03.01.2014 tarihinde Birliğini izinsiz olarak terk ettiği, 14.02.2015 tarihinde yakalandığı, böylece 03.01.2014-14.02.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.
Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasında; sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1-2 maddesinden faydalanamayacağını, adli müşahadesine gerek olmadığını belirtmiştir.
İstanbul 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 10.07.2019 tarihli ve 4562 sayılı raporunda; sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğu bilgisine yer verilmiştir.
Sanığın yakalandığına dair tutanak dosya kapsamında mevcuttur.
Karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle ulaşılan kanaate göre, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin kabulünde ve nitelendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak; 1. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunda öncelikle bir karar verilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmeden hüküm kurulması,
2. Kısa kararda sanık hakkında 1 yıl 15 gün olarak belirlenen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi gereği ertelenmesine karar verildiği belirtilmesine karşın, gerekçeli karar içeriğinde sırf askeri suç niteliğinde olan firar suçuna ilişkin hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırım tedbirine çevrilmesine ve ertelenmesine engel teşkil eden,
14.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve 23.06.2016 kabul tarihli 6722 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin (A) bendi ve 11 inci maddesi ile değişik Ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan düzenlemelerin suç tarihinde yürürlükte bulunmadığı gözetilmeden, 1632 sayılı Kanun'un 47/1-A ve ek 8/1-A maddeleri gereği hapis cezasının ertelenmesine ve seçenek yaptırıma çevirilmesine yer olmadığına karar verildiği belirtilerek karışıklığa sebep olunması,
3. Sanığın, kısa kararda daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet kaydı bulunması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanığa ait adli sicil kaydında iki adet hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kaydın bulunduğu ve temyize konu suçun, ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içerisinde işlendiği göz önüne alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 231/8. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmamasına karşın; gerekçeli karar içeriğinde 353 sayılı kanunun ek 4 maddesi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4. (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 13.12.2016 tarihli ve 2016/566 Esas, 2016/594 Karar sayılı bozma ilamına konu (Kapatılan) 5. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli mahkûmiyet kararında, sanık hakkında hapis cezasından çevrili adli para cezasına hükmedildiği ve hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği dikkate alınmaksızın, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın kazanılmış hakkı gereği önceki hükümde yer alan sonuç ceza üzerinden infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/819, K. 2024/6155, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama