İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2026/1207 Karar: 2026/6917 Tarih: 2026

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2026/1207 K.2026/6917

7. Ceza Dairesi 2026/1207 E. , 2026/6917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 18.12.2025 SAYISI : 2025/472 E., 2025/802 K. ŞİKÂYETÇİ : İl Sağlık Müdürlüğü SUÇ : 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet EK KARAR : Temyiz iste

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2026/1207 E. , 2026/6917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 18.12.2025 SAYISI : 2025/472 E., 2025/802 K. ŞİKÂYETÇİ : İl Sağlık Müdürlüğü SUÇ : 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet EK KARAR : Temyiz iste

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2026/1207 E. , 2026/6917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 18.12.2025 SAYISI : 2025/472 E., 2025/802 K. ŞİKÂYETÇİ : İl Sağlık Müdürlüğü SUÇ : 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet EK KARAR : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düzeltilerek onama, kısmî onama Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin ek karara yönelik temyiz isteği yönünden; suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğünün davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık müdafiin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I- Şikâyetçi Vekilinin Ek Karara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede Açılan kamu davasının niteliğine göre; 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'un 41. maddesinde öngörülen suçla korunan hukuki yararın kamu sağlığı, suçun mağdurunun ise toplumu oluşturan bütün bireyler olduğu, davaya katılma hak ve yetkileri Kanunda açıkça yazılı olmayan ve suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğünün davaya katılma ve hükmü temyize yetkileri bulunmadığı cihetle, anılan suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğü'nün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 315/1. maddesinde yer verilen; "Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder." şeklindeki düzenleme gereğince, ek kararda bu yönden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek, şikâyetçi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 315/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 296. maddesi gereğince reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenle şikâyetçi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ek kararın, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği; ek karardan ''CMK 296. maddesi'' ibarelerinin çıkartılarak yerine ''5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 315/1. maddesi'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle ek kararın, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında temel ceza belirlendikten ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uyarınca gerekli artırım ve takdiri indirim nedenleri uygulandıktan sonra, kesinleşen Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/643 Esas, 2020/250 Karar sayılı kararı ile hükmolunan 10 ay hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL adlî para cezası ile doğrudan hükmolunan 80,00 TL adlî para cezasının mahsubuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, söz konusu cezanın netice cezadan düşülmesi suretiyle sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis ve 208.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği; hüküm fıkrasının kesinleşen cezanın mahsup edildiği bendinde yer alan "mahsubu ile sanığın 1 YIL 3 AY HAPİS VE 208.240,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ifadesinin çıkartılarak yerine "neticeten verilen cezasından mahsubuna" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla