Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2026/1628 E. , 2026/7230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/352 E., 2021/82 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyaların müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin İa
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2026/1628 E. , 2026/7230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/352 E., 2021/82 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyaların müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin İade İTİRAZA KONU KARAR : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 16.02.2026 tarihli ve 2022/8701 Esas, 2026/1467 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2026 tarihli ve 2021/80512 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi gereği yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; "...Sanık hakkında, daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen davayla ilgili olarak Muradiye Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2016 tarihli ve 2016/150 esas ve 2016/207 karar sayılı kararın temyizi üzerine, henüz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının elinde bulunun dosyanın, 02/06/2020 tarihli ve 7-2016/348536 sayılı yazıyla 7242 sK'nın 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanuna eklenen geçici 12. madde gereğince iade edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda kurulan 27/01/20 21... /352 esas ve 2021/82 karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, CMK'nın 272 ve devamı maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu gözetilmeden, temyiz yoluna tabi olduğu kabul edilip esastan incelenerek, sanığın temyiz talebinin reddine, katılan vekilinin mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebine ilişkin olarak hükmün onanmasına, nakil aracının iadesine ilişkin temyiz talebi yönünden ise hükmün bozulmasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu düşünülmüştür." şeklindedir. II. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda 01.06.2016 tarihinde 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5. ve 10. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiş, anılan hükmün katılan ... İdaresi vekili (nakil aracına hasren) ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7242 sayılı Kanun) 63. maddesi gereği dava dosyası, 02.06.2020 tarihli yazı ile tebliğname düzenlenmeksizin mahkemesine iade edilmiştir. 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın mahkemesine iadesi üzerine yapılan yargılama sonucu 27.01.2021 tarihinde maddeleri gereğince 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5. ve 10. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” hükmünü içermektedir. Dairemizin, lehe kanun değerlendirmesi için geçici 12. madde gereği dosyaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahalline iadesi üzerine verilen hükümlerin temyiz yasa yoluna tabi olduğuna ilişkin istikrar kazanmış uygulamaları, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benzer konularda verdiği kararlara dayanmaktadır. Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ve 2013/92 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararında; “…Lehe kanun değerlendirmesi yapılması için bozma kararlarının doğuracağı sonuçlara zaman geçirilmeksizin ulaşılması amacını taşıyan itiraz konusu kural, kaynağını Anayasa'nın 142. maddesinden almakta olup, maddede yer alan yargılama kurallarının yasallığı ilkesi karşısında, bu konuda kanun koyucunun düzenleme yapması doğaldır... İtiraz konusu kural, usûl ekonomisi ve adil yargılanma hakkı gibi tamamen anayasal ilke ve ölçütlerin gereğini yerine getirmeye ve bunları somutlaştırmaya yöneliktir." Anayasa Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2020/53 Esas, 2021/55 Karar sayılı kararında; “… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların anılan mercinin takdiri veya iradesiyle değil Kanun hükmüyle ilk derece mahkemesine iadesinin sağlandığı, kuralın genel olarak kamu yararı amacıyla öngörüldüğü ve iade edilen dosya ile ilgili lehe değerlendirme yapılıp yapılmayacağına nihai olarak ilk derece mahkemesince karar verileceği..." gerekçeleriyle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 6., 9. ve 154. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.2006 gün ve 172-168,171-167,173-169 sayılı ilamları ile 23.01.2007 tarihli ve 2006/343 Esas, 2007/8 Karar sayılı ilamında; “… bu hüküm, başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmekte ise de, ilgililerin yasa yoluna başvuru haklarını ortadan kaldırmamakta, yeniden hüküm verilmekle ilgililer bu haklara yeniden sahip olmakta ve yeni bir süreç başlatabilmektedirler. İnceleme konusu somut olayda, iade kararı üzerine mahkemece duruşma açılarak yeniden karar verilmiştir, verilmiş bu kararın öncekinin aynı veya farklı olması verilen hükmün yeni olma niteliğini değiştirmemektedir..." Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2009 tarihli ve 2009/4-70 Esas, 2009/153 Karar sayılı ilamı; “Lehe yasa değerlendirilmesi yapılması gerektiğinden bahisle incelenmeksizin iade edilen dosyalarda, iade kararının bozma sonucunu doğurması nedeniyle, önceki hüküm ortadan kalkacağından, Yerel Mahkemelerce iade üzerine de Anayasanın 141, 5271 sayılı CYY’nın 223, 230, 2 31... . maddelerine uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Aksi hal, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen varlığını sürdüren 1412 sayılı CYUY’nın 308/7 ve 5271 sayılı CYY’nın 289/1-g maddelerine açık aykırılık oluşturacaktır….” şeklindeki gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun gereği lehe değerlendirme yapılmak üzere incelenmeksizin iade ettiği dosyalarda Mahkemece yeniden hüküm kurulması gerektiği ve iade işleminin bozma sonucunu doğurduğu sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamına, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda bahsi geçen kararlarına göre yapılan değerlendirmede; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar, hüküm tarihi itibarıyla temyiz kanun yolu açık olan kararların temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay’a gönderilmiş olan ve tebliğname düzenlenmesi amacıyla Başsavcılığın arşivinde temyiz incelemesi için bekleyen dava dosyalarıdır. Bu itibarla, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce hükmü temyiz kanun yoluna taşıyan taraflar açısından Yargıtay nezdinde temyiz süreci başlamış olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddesi gereği, arşivinde bulunan dosyalardan 5607 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerinde yapılan lehe değişikliklerin hangi dosyalarda uygulanabileceğini değerlendirme, şartlarının bulunması durumunda ise lehe yasal düzenlemelerin henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda tartışılabilmesi için ilk derece mahkemelerine bu dosyaların iadesine yönelik bir yetki verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yasadan kaynaklanan Kanun gereği dava dosyasının mahkemesine iadesine ilişkin gönderme işlemi bozma hükmünde olduğundan ve bozma kararının hukuki sonuçlarını doğurduğundan ilk derece mahkemesi duruşma açarak yasanın istediği lehe değerlendirmeyi yaparken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326-son maddesi gereği kazanılmış hak gibi sanığın lehine olan usul hükümlerini uygulamak durumundadır. Aksi durumun kabulü halinde yani Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun iadesinin bozma niteliğinde olmadığı, daha önce dosyanın Yargıtay incelemesinden geçmediği şeklinde bir sonuca ulaşıldığında kazanılmış hak gibi usul hükümlerinin uygulanmasında sanık aleyhine sonuçlar çıkabilecektir. Aynı şekilde, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesinde hüküm altına alınan "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." şeklindeki düzenleme gereği 7242 sayılı Kanun'un geçici 12. maddesi uyarınca iade edilen dava dosyalarının, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde daha önce Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilmiş bir bozma kararı olmadığından istinaf kanun yoluna tabi olduğunu varsaymak AHİM'in bir çok kararında da vurguladığı üzere yargı yerleri tarafından verilen kararların kural olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanımak suretiyle daha güvenceli bir yargı hizmeti sunmak olan Kanun yolunun amacına da aykırılık teşkil edebilecektir. Bu açıklamaların ışığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma hükmünde olan gönderme yazısı üzerine ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyizen incelenmesi görevinin Yargıtay'ın ilgili Ceza Dairesine ait olduğu cihetle, Dairemizin 16.02.2026 tarihli kararında bir isabetsizlik bulunmamış ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 16.02.2026 tarihli ve 2022/8701 Esas, 2026/1467 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sayın daire çoğunluğuyla uyuşmazlığımız, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının lehe kanun değerlendirmesi için dosyayı mahalline iade etmesi üzerine ilk derece mahkemesince kurulan yeni hükmün, hangi kanun yoluna tabi olacağına ilişkindir. 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na eklenen geçici 12. maddeye göre "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun'un kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." hükmü bulunmaktadır. Anılan düzenleme ile ilk derece mahkemelerince verilip temyiz edilen hükümlerde, lehe hükümlerin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasının gerektiği açıkça anlaşılması halinde, dosyanın doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilme yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış olup, bu hüküm uyarınca gönderilen dosyalarda, iade kararının mahkemesince benimsenmesi halinde yeniden duruşma açılarak hüküm verme ödevi doğmuştur. Kuşkusuz, başlamış olan temyiz sürecini sonlandıran ve yeni bir süreç başlatan bu işlem, yeni bir hüküm verilmesi zorunluluğu nedeniyle bozma etkisi doğurması bakımından, usul yasamızdaki sisteme aykırı ise de, yerel mahkemelere önceki hükmü ıslah veya değiştirme yetkisi veren söz konusu istisnai düzenleme, pozitif bir hukuk normu olarak yasalardaki yerini almıştır. Kuralın yerindeliği ve sisteme uyumluluğu tartışılabilirse de, yargı mercilerinin yasalara uygun olarak karar vermek hak ve ödevine sahip oldukları hususu tartışılmaz bir gerçektir. Bu sebeple, Mahkemece iade kararı benimsenerek duruşma açılması halinde, artık önceki hüküm varlığını yitirmiş olacak ve yeniden hüküm verme zorunluluğu doğacaktır. Verilen yeni hükmün önceki ile aynı olması veya değişik olması da, “yeni hüküm” olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Artık; duruşma açılmakla, mahkeme için öncekinden bağımsız ve yeni bir hüküm verme olanağı doğmuş olacaktır. Kendine özgü ve geçiş dönemine ilişkin bir düzenleme olan bu hükmün, bir takım adaletsizliklere neden olacağı veya başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmesi nedeniyle mevcut yasalarla çatıştığı ve genel ilkelere aykırı olduğu ileri sürülebilirse de, açık olan yasal düzenleme karşısında başka türlü bir uygulama yapma olanağı bulunmamaktadır. Diğer yönden; bu hüküm, başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmekte ise de, ilgililerin yasa yoluna başvuru haklarını ortadan kaldırmamakta, yeniden hüküm verilmekle ilgililer bu haklara yeniden sahip olmakta ve yeni bir süreç başlatabilmektedirler. Dosyanın doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilme yetkisinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış olması, başlamış olan temyiz sürecini sonlandıran ve yeni bir süreç başlatan bu işlemin, bozma etkisini doğuran ve mahkemeye yeni bir hüküm verilmesi zorunluluğu yükleyen bir niteliğinin bulunması; bu aşamadan sonra kurulan hükmün hangi kanun yoluna gideceği sorununu ortaya çıkarmaktadır. 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (22) numaralı fıkrasına 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesiyle “Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” cümlesi eklenmiş ve anılan Kanun’un 62. maddesiyle 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında değişiklik yapılarak kaçakçılık suçları yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma alanı kovuşturma evresini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Dava konusu kuralla da sanıklar lehine yapılan bu düzenlemelerin değerlendirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceği öngörülmüştür. Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceğini öngören kuralın usul hukukuna ilişkin bir düzenleme olduğu hususunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Söz konusu düzenleme ile 5607 sayılı Kanun’da 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrasında lehe kanun hükümlerinin uygulanması sırasında, yargılamada ortaya çıkacak gecikmelerin asgari düzeye çekilmesi ve usul ekonomisi yönünden yargılamayı hızlandırıcı bir yöntemin getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceğini öngören kuralla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 5607 sayılı Kanun kapsamında lehe kanun değerlendirilmesi yapılması gereken dosyalar ile ilgili ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı ortadan kaldırma yetkisinin verilmesi söz konusu olmayıp ilk derece mahkemesi kararının ortadan kalkması 5607 sayılı Kanun’un geçici 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Bu düzenleme ile mahkemelerin sahip olduğu yargılama veya lehe kanun değerlendirme yapma yetkisine ve ilgili Yargıtay dairelerinin dosyanın esası yönünden karar verme yetkilerine müdahalede bulunulmamakta, sadece lehe kanun hükümlerinin uygulaması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gereken dava dosyaları yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına süreci kısaltıcı bir inceleme yapma yetkisi tanınmaktadır. Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 5607 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan 3. ve 5. maddede yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyaları ilk derece mahkemesine iade edebilecektir. 5607 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan suçlarla ilgili veya bu Kanun kapsamında kalan suçlarla ilgili olmasına rağmen Kanun’un 3. ve 5. maddelerinin değerlendirilmesi gerekmeyen dosyaları tebliğname düzenleyerek ilgili ceza dairesine gönderecektir. Bir başka ifadeyle kuralın mahkûmiyet hükmü dışında aynı zamanda beraat ve düşme gibi kararlar için uygulanması söz konusu değildir. Kanunla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan yetki, sadece Kanun’un 3. ve 5. maddesinde yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalarla sınırlı olup burada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kural kapsamında dosyalarla ilgili olarak bir takdirde bulunulması söz konusu değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun uyarınca bu kapsamdaki tüm dosyaları geliş usulüne göre ilk derece mahkemelerine göndermesi gerekmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan bu yetki, prosedürü ve süreci kısaltıcı inceleme ve aracılık yapma görevi olup, yargı yetkisi değildir. O halde 5607 sayılı Kanun'un geçici 12. maddesiyle gelen usul düzenlemesi Kanundan doğan Yargıtay'ın esas denetimine istisna getiren bir düzenleme olmuştur. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname düzenlemeden 5607 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddeleri kapsamına giren dosyaları iade etmesi kararı kısıtlı bir inceleme kararı olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'un 307/3. maddesi kapsamında Yargıtay'dan verilen bir bozma kararı değildir. Bu kapsamda bir bozma kararı verilebilmesi için Ceza dairesinin dosyayı incelemesi gerekmektedir. Kanundan doğan istisnai bozma kararı ile Yargıtay dairesinin inceleme sonucu vermiş olduğu bozma kararı aynı nitelikte değildir. Kanuni bozmada davanın usuli ve esası incelenmemiştir. Yargıtay Ceza dairesinin vermiş olduğu karar sonucunda kazanılmış hak gibi hususlar söz konusu olabilecektir. Fakat kanuni bozmada; dava yeniden görüleceğinden hak kaybı da veya kazanılmış hak söz konusu olmayacaktır. Öte yandan 5235 sayılı Adli Yargı İlk derece mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu gözetildiğinde artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının lehe kanun değerlendirmesi için dosyayı mahallinde iade etmesi durumunda mahalli mahkemenin verdiği yeni karar eğer 20.07.2016 tarihinden sonra ise istinaf kanun yoluna tabi olacaktır. Bu husus sanığın kanun yolu incelemesi bakımından lehine bir durumdur. Çünkü tek aşamalı kanun yolu iki aşamaya yükselmiş sanığa daha etraflı bir hukuki korunma getirilmiştir. Bu sebeple yargılamaya konu dosyanın karar tarihi gözetilerek istinaf kanun yoluna tabi olduğundan itirazın kabulüyle düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.