İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2008/1603 K.2008/1655

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 43 ]

Esas2008/1603Karar2008/1655Tarih21 Nisan 2008Okuma6 dk · 1.258 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2008/1603 E., 2008/1655 K.·Kadastro Tespiti Kazandırıcı Zamanaşımı

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Nisan 2008
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.258 kelime·6 dk okuma

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 43 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

Kadastro sırasında 388 ve 1285 parsel sayılı sırasıyla 33875 m2 ve 7500 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 388 parsel sayılı taşınmaz 50 dönüm fazlası olarak 1285 parsel sayılı taşınmaz ise 20 dönüm fazlası olarak o günde yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 1617 sayılı Kanunla değişik 33/son maddesi hükmü uyarınca ayrı ayn davacı Hazine adına tespit edilmiştir.

Kadastro komisyonunca davalı Şeyhmus'un 388 parsele yönelik, davalı Mustafa'nın ise 1285 parsele yönelik itirazlarının kabulüne, taşınmazların ayrı ayn muterizferi adına tescili üzerine davacı Hazine, dava konusu taşınmazların Hazine adına tescili İstemiyle dava açmıştır.

Mahkemece davanın reddine, 388 parsel sayılı taşınmazın davalı Şeyhmus adına, 1285 parsel sayılı taşınmazın ise davalı Mustafa adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazlar üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde Öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.

Dava ve temyize konu taşınmazların çevresini oluşturan taşınmazlann tespit maliklerinin soy isimlerinin benzer olduğu dikkate alındığında, taşınmazlann öncesinin bir bütün olabileceği, daha sonra tapuda kayıtlı olmadığı anlaşılan, bu nedenle menkul mal hükümlerine tabi bulunduğu belirlenen dava ve temyize konu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, önceki malik ya da malikler Ölmüş ise adı geçenlerin ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde paylaşma yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise paylaşmanın yapıldığı günün duraksamasız belirlenmesi gerekir.

Ne var ki, mahkemece bu doğrultuda herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.

Öte yandan, dava ve temyize konu taşınmazlarla ilgili olarak yapılan yargılamada vergi kayıtlanna dayanıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi de olanaksızdır. Kaldı ki, vergi kayıtları yöntemine uygun biçimde yerine uygulanmamış, vergi kayıt maliki ile vergi kaydına dayananların akdi ya da irsi ilişkileri de yöntemine uygun şekilde belirlenmemiştir.

Dava konusu taşınmazların kadastro tespitleri 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu günde yapılmıştır. Anılan Yasa'nın değişik 33. maddesi hükmüne göre, bölgede bir kişinin kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarının bir parçada 20 dönüm, bölge dahilinde ise toplam 50 dönüm olarak sınırlandırılmıştır. Ne var ki, daha sonra anılan Yasaty yürürlükten kaldıran 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1987 yılında yürürlüğe girdiği, sözü edilen Yasa'nın geçici 4. maddesi hükmü dikkate alındığında eldeki davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesindeki hükmünün açık bir söyleyişle kısıtlamalann zilyetleri yararına uygulanacağı kuşkusuzdur.

kz yukanda vurgulanan olgular dikkate alındığında, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği ve vergi kaydının zilyetlikle bir-leşmedikçe mülkiyet belgesi niteliğinde olmadığı dikkate alınarak tutunulan vergi kayıtlarının zilyetleri yararına hiçbir hukuksal sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, vergi kayıtlarının uygulaması da yetersizdir. Kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde de gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz, sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.

O halde, saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davalı tarafın tutunduğu vergi kaydı Özel İdare Müdürlüğü'nden yüzölçümünün türünü, oluşma nedenini ve oluştuğu günü tüm malik ya da maliklerini gösterecek biçimde onaylı örneği getirtilmeli, bundan sonra vergi kaydına dayanan davalı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilmeli ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli,

bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayamldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, vergi kaydına dayanan tarafın vergi kayıt maliki ya da malikleri ile akdi ya da irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği.

Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'nden ayn ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara da dıştan komşu taşınmazları da birarada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanaklan kayıtlar, davalı İseler dava dosyalan da getirtilmeli,

dayanılan vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyannca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve vergi kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine ayn ayrı uygulanmalı, uygulamada vergi kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa Özellikle gözönünde tutulmalı, vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayn işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri,

dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan vergi kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümü dayanılan vergi kayıtlarının kapsamında kaldığı saptansa bile az yukarıda vurgulandığı gibi vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı zilyetlikle bir-leşmeyen vergi kaydına değer verilmeyeceği düşünülerek yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle bu konuda taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü,

süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayn ayn olaylara dayalı bilgiler alınmalı, ayrıca dava konusu taşınmazlann sınırlarını oluşturan dava dışı taşınmazlarla birlikte öncesinin bir bütün olup olmadığı, bir bütünden bölünmüş ise paylaşmanın hangi günde yapıldığı,

paylaşmanın yapıldığı gün ile taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı güne kadar davanın dayanağını oluşturan iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin dolup dolmadığı gözönünde tutulmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanlan ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykınlık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayn dinlenerek,

çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli yargı denetimine açık hantalı rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesi hükmü eşliğinde taşınmazın önceki maliki ölmüş ise tüm mirasçılarının kimliklerini belirlemek amacıyla İlgililerin onaylı nüfus kayıt örnekleri, kayıtlı oldukları yer Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilerek duraksamasız kimlikleri belirlenmeli,

bundan sonra ilgililerin aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden adlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği duraksamasız saptanmalı, varsa tespit tutanağı ve tespitlerine bir belge esas alınmış ise dayanakları belgeler getirtilip incelenmeli, bu nedenle tespitlerinin bir kayıt ve belgeye dayanıp dayanmadığı belirlenmeli, davalı olan taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için salt bu yönden usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalan birleştirilmen,

ayrıca 3083 sayılı Yasa'nın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca taşınmazların sulu ya da kuru toprak niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla saptanmalı, paylaşmanın yapıldığı günden kadastro tespitinin yapıldığı güne kadar gecen süre, deliller değerlendirilirken özellikle gözönüne alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 21.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2008/1603, K. 2008/1655, 21 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/1603
Karar No
2008/1655
Tarih
21 Nisan 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/1606 K.2008/4736
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/1606 K.2008/2510
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2008/1608 K.2008/3866
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2008/1608 K.2008/2246
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/1609 K.2008/4712
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/1611 K.2008/4725

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.