KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1606 E., 2010/315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 191 ada 1 parsel sayılı 5.625,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı hazinenin tutunduğu 29.12.1972 tarih, 9 sayılı tapu kaydı ve haritasının dava konusu 191 ada 1 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının Mal Müdürlüğü’nün 29.12.1972 tarih ve 62 sayılı müzekkeresi ile oluşturulduğu ve anılan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Somut olayımızda çekişme, hazinenin tek taraflı olarak oluşturduğu tapu kaydının davacı ... yönünden hukuken geçerli olup olmadığı, başka bir anlatımla hazinenin tutunduğu anılan tapu kaydının davacı tarafı bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hazine tarafından Mal Müdürlüğünün müzekkeresi ile tek taraflı olarak oluşturulan 29.12.1972 tarih ve 9 sayılı tapu kaydının zilyet davacıyı bağlamayacağı tartışmasızdır.
Tapu kaydı tek taraflı oluşturulduğuna göre karşı tarafın hazine tarafından böyle bir kayıt oluşturulduğunu bilmesine imkan yoktur. Hal böyle olunca davalı hazine adına oluşturulan tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru davacı tarafın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmünde öngörülen 20 yıl süreli zilyetliğinin araştırılması gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için ilk keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tanıklar ve tutanak bilirkişileri ile hazine tapusunun oluşturulması sırasında beyanlarına başvurulan ve taşınmazın öncesinin hali arazi olduğunu beyan eden ... , ..., ... ile köy muhtarı ... ..., azalar ..., ... ve ... hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi, tanıklar ve tutanak bilirkişileri ile tapu kaydının oluşmasında beyanda bulunan tanıklar taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli,
hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişileri ile tapu kaydının oluşmasında beyanları alınan bilirkişilerin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1606, K. 2010/315, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama