KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1688 E., 2010/310 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 199 ada 62 parsel sayılı 47.828,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın miras bırakanı ... ... mirasçıları adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 27.06.2008 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 5.927,19 m² yüzölçümündeki bölümün davacının miras bırakanı ... ... adına, geri kalan bölümün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere, tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine ve dava niteliğine göre davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki davacı dava konusu taşınmazın tamamı hakkında dava açtığı ve mahkemece de bir bölümü için kabul kararı verildiği halde davanın kısmen kabulü yerine davanın kabulüne karar verilmesi; davacının dava konusu taşınmazın miras bırakanı ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ettiği halde ölü olan miras bırakanı ... ... adına tapuya tescil hükmü kurulması ile miras bırakan ... ... ve mirasçıları yönünden de belgesiz araştırmasının yapılmamış olması isabetsizdir.
Davacı taraf dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın tümüne yönelik olarak dava açmıştır. Bir davada açılan davanın kabulüne karar verilebilmesi için dava dilekçesinde davaya konu edilen istemin tümü ile kabul edilmiş olması gerekir.
Bu olgu ve davacı tarafın taşınmazın uzman bilirkişi haritasında (A) harfi ile işaretli bölüm dışındaki yerin ham toprak olduğu, bu taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği belirlendiğine göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve bu doğrultuda hüküm oluşturulması gerekirken dava dilekçesindeki açık anlatımın gözardı edilerek davacının yargılama sırasındaki beyanlarına değer verilip dava taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak açılmış gibi kabul edilmek suretiyle davanın kabulü yönünde hüküm oluşturulması isabetsizdir.
Ayrıca kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Hakim talebe bağlı kalarak miras bırakanın veraset belgesi veya tam vukuatlı aile nüfus kayıt örneğini temin ederek dava konusu taşınmazın kabul edilen bölümü üzerinde hak sahibi olan paydaşların isimleri ile pay oranlarını göstermek zorundadır.
Diğer yandan dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 26.07.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir.
Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet miras bırakan ... ... ve mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde ilgili yada ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı,
bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1688, K. 2010/310, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama