KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/2745 E., 2010/1645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi.
Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 124 ada 1, 125 ada 1, 107 ada 17 ve 22 parsel sayılı sırasıyla 2585,04 metrekare, 1385,23 metrekare, 6747,40 metrekare ve 2365,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, mahkemece, toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı, ...’ten kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde, bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Somut olayda ortak miras bırakan ...’in sağlığında dava konusu taşınmazları davalı olan oğlu ...’e bağışlayarak zilyetliğini devrettiği, yine ortak miras bırakanın sağlığında dava dışı dört adet taşınmazını satarak parasını davacı olan oğlu ...’e verdiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacı ...’in terekeden gelen bir hakkının kalmadığının kabulü gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/2745, K. 2010/1645, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama