KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/2980 E., 2010/1076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2010
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 111 ada 46 ve 47 parsel sayılı sırasıyla 10.896,25 m² ve 29.890,52 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ... adına tespit edilmiş, davacı her iki taşınmazın da yüzölçümlerinin eksik yazıldığını, eksikliğin hazine adına tespit edilen komşu taşınmazlarda kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Dava sırasında ...
Köyü Tüzel Kişiliği davaya dahil edilmiş, 111 ada 46 parselin eksik yazılan kısmının davalı hazine adına tespit edilen 111 ada 376 parsel sayılı taşınmazda, 111 ada 47 parsel sayılı taşınmazın eksik yazılan kısmının ise davalı adına tespit edilen 111 ada 376, 378, 355, 353 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığı davacı tarafından iddia edilmiştir. Mahkemece ...
Köyü Tüzel Kişiliği adına açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 111 ada 378 parsel sayılı taşınmazın tutanağının iptaliyle uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 20.10.2008 havale tarihli rapor ve eki krokide (378/A) ile işaretli 12.992,25 m² yüzölçümündeki bölümün ifraz edilerek tarla vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline, taşınmazın geriye kalan 72.796,09 m² yüzölçümündeki bölümünün ise davalı hazine adına tapuya tesciline,
dava konusu olmayan 111 ada 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi davacı ... adına tescile karar verilen 111 ada 378 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 20.10.2008 havale tarihli rapor ve eki krokide (378/A) harfi ile işaretli bölümü ile ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece, dava ve temyize konu 111 ada 378 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümü üzerinde adına tescile karar verilen davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı
zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz keşifte mahkemece görülüp gözlenmediği gibi gözlem keşif tutanağına yansıtılmadığından hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişi raporu ile yerel bilirkişi anlatımı denetlenmemiş, tutanak bilirkişilerinin tümü dinlenmeden hüküm kurulmuştur.
Gerçekten taşınmazın kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Kaldı ki hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi beyanı ile uzman ziraat bilirkişisinin beyanları mahkeme hükmü ile çelişmektedir.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle usulün 276. maddesi hükmü gözönüne alınarak yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde ve dava konusu 111 ada 378 parsel sayılı taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanakları, varsa dayanağı kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları da getirtildikten sonra çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişiden ve tanıklardan dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü,
süresi ve sürdürülüş biçimi ile dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, bundan sonra tespitte saptanan maddi ve hukuki olgu dikkate alınarak uzman ziraatçi ve fotoğrafçı bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde taşınmazın tümü birlikte gezilip görülmeli ve gözlenmeli, fotoğrafları çekilmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, toprak yapısı, fiziksel durumu, dıştan komşu taşınmazların tümünün toprak yapısı ile mukayese edilmeli,
sözü edilen bulgularda keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, bundan sonra taşınmazın para ve emek sarfı ile imar ve ihyaya konu olup olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmaz imar ve ihyaya konu olmuş ise imar ve ihyanın hangi günde başladığı, hangi günde bitirildiği, özellikle tespit gününden önce imar ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan da ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iradi olarak terk edilip edilmediği,
terk edilmiş ise hangi günde terk edildiği duraksamasız belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklar ile tutanak bilirkişilerinin beyanları bu doğrultuda çeliştiği takdirde taşınmazın başında adı geçenler ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman ziraatçi bilirkişiden gözlemi yansıtacak biçimde ayrıntılı, gerekçeli, uzman bilirkişi ve fen memurundan keşfi izlemeye yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverecek biçimde ayrı ayrı rapor alınmalı, hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi raporu ile gözlem sonucu alınacak rapor arasında bilimsel bulgular yönünden çelişki var ise duraksamasız giderilmeli,
uzman fotoğrafçı tarafından ibraz edilecek taşınmazın fiziki durumunu gösterir fotoğraflar da nazara alınarak bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/2980, K. 2010/1076, 2 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama