KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3287 E., 2010/1043 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma
Temyiz isteminin, temyiz masrafının süresinde yatırılmadığından reddine ilişkin 15.04.2009 gün ve 2007/248-2008/306 E.K. sayılı yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafın temyiz masrafını süresinde yatırmış olduğu anlaşılmakla işin esasının incelenmesine geçildi, Tetkik Hakiminin sözlü açıklamaları dinlendi. Dosyadaki rapor, bilgi ve belgeler okundu;
Kadastro sırasında 176 ada 8 parsel sayılı 1.551,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 176 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ...’dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterilecek tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,
yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, öte yandan davacı 4.10.1985 tarihli paylaşma senedine dayandığına göre dayanılan senet mahalline uygulanmalı,
taraflar arasında usulüne uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, öte yandan davalı tarafta davacının ibraz ettiği senedin sahte olduğunu öne sürdüğüne göre bu senedin geçerli olup olmadığının dahi saptanması gerekir.
Ayrıca mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği göz önüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de göz önüne alınmalı uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı rapor alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3287, K. 2010/1043, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama