KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3406 E., 2010/2224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2010
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ve davalı ...Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 174 ada 2 parsel sayılı 6824,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 174 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen 4119,068 m² yüzölçümündeki kesiminin kum ocağı niteliğiyle davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen 2705,214 m² yüzölçümündeki kesiminin davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine ve davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 174 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen 4119,068 m² yüzölçümündeki kesimi üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan güneyde komşu taşınmazın kumluk niteliğiyle tescil harici bırakıldığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz ile sınırlarını oluşturan komşu kumluk niteliğindeki taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazın temyize konu kesimi üzerinde davacı tarafın zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla zilyetliğinin bulunmadığı, sözü edilen kesimin kültür arazisi niteliğinde bulunmadığı, taşınmazın halen kum ocağı olarak çalıştırıldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile belirlenmiştir.
Bu nitelikteki taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufları altında bulunan taşınmazlardan olduğu, sürdürülen zilyetliğin hukuksal değer taşımayacağı da kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3406, K. 2010/2224, 15 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama