KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3559 E., 2010/2225 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2010
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 153 ada 26 parsel sayılı 155320,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve paydaşları miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 153 ada 26 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.2008 günlü haritada (B) harfi ile gösterilen 50857,98 metrekare yüzölçümündeki kesiminin davacı ... ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline, (C) harfi ile gösterilen 9138,23 metrekare ve (A) harfi ile gösterilen 95324,56 metrekare yüzölçümündeki kesimlerinin mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 153 ada 26 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.2008 günlü haritada (B) harfi ile gösterilen 50857,98 metrekare yüzölçümündeki kesiminin kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde taşınmaz üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacılar ... ve paydaşları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarında eylemli biçimde, dava konusu olan ancak temyiz edilmeksizin bu hükümle kesinleşen kamu malı niteliğinde mera bulunmaktadır. Dava ve temyiz konusu taşınmaz kesimi ile sınırlarını oluşturan temyiz edilmeksizin bu hükümle kesinleşen taşınmaz kesimleri arasında doğal yada yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir.
Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar tapu kaydına da dayanmamışlardır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmaz kesiminin sınırını oluşturan mera niteliği ile kesinleşen taşınmaz kesimlerine el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmaz kesiminin mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3559, K. 2010/2225, 15 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama