KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3633 E., 2010/2587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2010
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1-Dava ve temyize konu 103 ada 289, 290 ve 291 parsel sayılı taşınmazların davacı ve davalı tarafın ortak miras bırakanı...'den kalmadığı, 103 ada 289 ve 290 parsellerin davalılar ... ve arkadaşlarının miras bırakanı anneleri ...'ye ait olduğu, ...'ye de babası ... ...'dan kaldığı, 103 ada 291 parsel sayılı taşınmazın ise; davalı ...'ın eşi...a ait olduğu,
ona da babası ...'dan intikal ettiği, taşınmazlar üzerinde tespit maliki davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazlar ortak miras bırakandan kalmadığına göre davacının terekeden gelen bir hakkının bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-103 ada 293, 294 ve 295 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, mahkemece, toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazlardan 103 ada 293, 294 ve 295 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı, İsmail'den kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde, bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Somut olayda ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları az yukarıda saptanan olgulara uygun biçimde paylaşmanın yapıldığı dava konusu taşınmazlardan 103 ada 293, 294 ve 295 parsel sayılı taşınmazların davalı tarafın miras payına isabet ettiği, 103 ada 292 parselin ise davacı tarafın miras payına isabet ettiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir. Öte yandan, paylaşmada, her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz mal ya da ekonomik yönden parasal değeri eşit, menkul mal isabet etmesi paylaşmanın koşulu değildir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Nevarki, 103 ada 292 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığı halde taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde mahkemece tespit gibi tesciline karar verilmesi isabetsiz, bu nedenlerle davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2 nolu bendinde yazılı bulunan “...292...” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3633, K. 2010/2587, 28 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama