KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4096 E., 2010/2434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2010
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 62 ve 63 parsel sayılı sırasıyla 2040,94 ve 857,21 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 101 ada 62 ve 63 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalı ... adına tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de yapılan yargılama, usul hükümlerine uygun düşmemiştir. Kural olarak, kadastro davaları taşınmazda hak iddia eden kişilerle, adına tespit yapılan kişiler arasında, bir başka deyişle hakları çatışanlar arasında görülüp sonuçlandırılır. Dava ve temyize konu 101 ada 62 ve 63 parsel sayılı taşınmazlar ... oğlu ... ... adına tespit edilmiştir.
Bu husus dikkate alındığında ... oğlu ... ...’nın davada taraf olması gerektiği kuşkusuzdur. Davalı olarak yargılama sırasında beyanı alınan ... ... isminin ... olarak düzeltilmesini istemiştir.
Bu olgular ve davalı ... ile adına tespit yapılan kişinin ismi farklı olduğu gözetildiğinde mahkemece ... oğlu ... ... isimli bir kişinin gerçekten mevcut olup olmadığının Nüfus Müdürlüğünden sorularak ve ayrıca zabıta aracılığı ile de araştırılarak belirlenmesi, kayıtlardaki farklılığın nereden kaynaklandığının araştırılıp soruşturulması, ... oğlu ... ... isimli bir kişi gerçekten mevcut ise davada taraf olmasının sağlanması,
böyle bir kişinin mevcut olmadığı kadastro tutanağında adının yanlış yazıldığının belirlenmesi halinde tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece bu olgular üzerinde durulmamış, tutanak ve nüfus kayıtları arasında çelişki bulunduğu gözardı edilerek ve yapılan keşifte dahi bu çelişki giderilmeden hüküm oluşturulmuştur.
Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gereken bir dava koşuludur. Taraf koşulu oluşturulmadan hüküm verilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4096, K. 2010/2434, 22 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama