KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4206 E., 2010/2853 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 233 ada 23 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 235 ada 45 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ... adlarına, 285 ada 128 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 271 ada 5 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanılarak eşit paylarla davalılar ... ve ... adlarına, 233 ada 25 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 284 ada 315 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine,
255 ada 50 ve 267 ada 42 parsel sayılı taşınmazlar satın almaya dayanılarak davalı ... adına, 274 ada 28 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı olarak gösterilmeyen Mahmut Kale adına, 277 ada 131 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak paylı olarak davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
Davacılar ... ..., ... ve ... paylaşıma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda 277 ada 131, 233 ada 23, 25, 284 ada 315, 255 ada 50, 271 ada 5, 285 ada 128 ve 235 ada 45 parsel sayılı taşınmazlara karşı açılan davanın reddine, 274 ada 28 ve 267 ada 42 parsel sayılı taşınmazlara karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre feragat kabul gibi irade beyanları usulün 151. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde belgelendirilmiş olmak koşuluyla kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Gerçekten bu olgu usulün 93 ve onu izleyen maddeleri hükmünde de duraksamasız vurgulanmıştır. Feragat kayıtsız ve koşulsuz olmalıdır.
Davacı ... ... ve vekilinin asıl dosya ile birleşen 2006/120 esas sayılı dosyanın 16.05.2007 günlü keşfinde 274 ada 28 ve 267 ada 42 parsel sayılı taşınmazlar hakkında usulün 151. maddesi hükmü uyarınca belgelendirilen beyanında sözü edilen taşınmazlar hakkındaki davalarından feragat ettiklerini duraksamasız, kayıtsız ve koşulsuz açıklamışlardır. Feragatten dönmeyi haklı gösterecek herhangi bir hukuksal neden de öne sürülmemiştir.
Mahkemece bu olgular ile usulün 237.maddesi hükmü dikkate alınarak 274 ada 28 ve 267 ada 42 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 274 ada 28 ve 267 ada 42 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili kurulan hükmün ONANMASINA, peşin alınan 74,00 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 17,05 TL harcın davacı ... ...'dan alınmasına,
2- Davacılar ..., ... ve ... ...'ın 277 ada 131, 233 ada 23, aynı ada 25, 284 ada 315, 255 ada 50, 271 ada 5, 285 ada 128, 235 ada 45 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili temyiz itirazlarına gelince; mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların tarafların miras bırakanı ... ...'a ait olduğu paylaşımla davacılara kaldığı, davacıların da davalıların miras bırakanı ... ...'a satıp zilyetliklerini teslim ettiğinden bahisle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. ... ...'ın davacılar dışında ... ... adında başka bir mirasçısı daha bulunmaktadır. ... ...'a pay verilip verilmediği,
adına taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmadığı gibi davacıların paylarına düşen yerlerin davalıların miras bırakanı ... ...'a satıldığı hususunda dinlenilen kişilerin beyanları da soyut nitelikte olup yetersizdir.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakan ... ...'ın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa,
usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
davacıların paylarına düşen yerleri satıp satmadıkları tespit edilmeli, mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde paylaşmanın yapıldığı ispatlanamadığı taktirde davacıların payı ile sınırlı olarak uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4206, K. 2010/2853, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama