KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4331 E., 2010/121 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz istemlerinin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm, davacı tarafın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı tarafından peşin ödenen harcın mahsubu ile geriye kalan 8,25 TL harcın davalıdan alınmasına,
2-Davacı tarafın kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece alacağın icra takibinden önce ödendiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç yapılan ödemenin niteliğine, dosya kapsamında toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden olayın 25.02.2008 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafça yazılan 28.03.2008 tarihli 15 gün süreli ihtar üzerine davalı tarafın 10.04.2008 tarihli yazısı ile hasar bedeline itiraz ettiği, daha sonra davacı idare tarafından gönderilen fatura üzerine icra takibi başlatılmadan önce ancak ilk ihtarnemedeki süre geçtikten sonra 02.07.2008 tarihinde yalnızca hasar bedeli olan 37.689,24 TL bedeli ödediği, işlemiş faiz borcunu ödemediği anlaşılmaktadır.
Alacak haksız fiilden kaynaklandığından davacı tarafın olay tarihinden itibaren temerrüt(gecikme) faizi isteme hakkının da bulunduğu, davalı tarafın sadece hasar bedeli olarak istenen bedeli ödemekle tüm borçtan kurtulmasının mümkün bulunmadığı, olay tarihi ile ödeme tarihi arasındaki dönem için hesaplanacak işlemiş temerrüt(gecikme) faizini de ödemek zorunda olduğu dikkate alındığında yapılan ödemenin kısmi ödeme olarak nitelendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Davacı şirket 6183 Sayılı Kanuna tabi kurumlardan olmadığı gibi alacağın da kamu alacağı olmadığı gözönüne alındığında, anılan Kanunun 53. maddesi hükmünde açıklanan kısmi ödemenin öncelikle asıl alacağa mahsup edileceğine ilişkin kuralın somut olayda uygulanması mümkün olmadığından uyuşmazlığın genel hükümlere ve Borçlar Kanununun 84. maddesi hükmüne göre çözümlenmesi gerekir.
Borçlar Kanununun 84. maddesi hükmünde borçluya, faiz veya giderleri ödemede gecikmiş değil ise kısmen yaptığı ödemeyi asıl borca mahsup etme ... tanımıştır. Ödemede gecikme halinde kanun koyucu borçluya böyle bir hak tanımamıştır. Hal böyle olunca ödemede gecikme halinde kural olarak yapılan kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz borcuna mahsup edilmesi zorunludur.
Bu kuralın taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce resen dikkate alınması ve kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz borcundan mahsup edilmesi gerekir.
Ödemenin yapıldığı banka görevlilerinin davacı şirketin elemanı olmadıkları, banka görevlilerinin davacı idarenin işlemiş faiz alacağından feragat etme banka yetkilerinin de bulunmadığı dikkate alındığında, haktan feragat yetkisi bulunan alacaklıya makbuz karşılığı elden yapılan ödemelerde uygulanabilecek olan ve asıl borcun ödenmesi ile feri borçların da düşeceğine ilişkin Borçlar Kanununun 113. maddesi hükmünün somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı da kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4331, K. 2010/121, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama