KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4387 E., 2010/1458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yetersiz olduğundan duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç tarafların sıfatına, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşememiştir.
Mirasçılık belgesinin iptalini, iptali istenen mirasçılık belgesinde kendisine hiç pay verilmeyen veya eksik pay verilen mirasçılar ile kendisine mahkemelerce yetki verilmesi koşuluyla üçüncü kişiler açabilir. Bunun yanında bir kişinin kendi aleyhine dava açması halinde bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacağından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerekeceği de kuşkusuzdur.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden daha önce ... mirasçılarından ... tarafından Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1567 Esas, 2004/1482 Karar sayılı dosyasında 1911 yılında ölen ...’ın mirasçılık belgesinin verilmesi için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemece 25.11.2004 günlü kararla kendisine kayyum atanan ... ve onun mirasçılarına da miras payı düşecek şekilde mirasçılık belgesi verildiği,
daha önce ...’nın paydaş olduğu taşınmazların ortaklığının giderilmesi istemiyle açılan davada açık kimliği tam olarak belli olmadığından taşınmaz paydaşlarından ...’nın hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyum olarak atanan Denizli Deftardarı’na vekaleten hazine vekilinin görülen davayı açarak, Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesince daha önce verilen mirasçılık belgesinin hatalı olduğu,
...’ın çocuklarından ...’in bekar olarak öldüğünü, ...’in ... ile evli olmadığını, dolayısıyla ...’e intikal eden miras payından ...’nın ve ...’nın sonradan evlendiği ... ve evliliğinden olan çocukları ile onların alt soylarının ... mirasından pay alamayacaklarını, ...’dan ...’e intikal edecek payın bu nedenle son mirasçı sıfatıyla hazineye kalması gerektiğini öne sürerek anılan mirasçılık belgesinin iptalini istemiş ise de getirtilen nüfus kayıtları ve nüfus müdürlüğü yazı cevaplarından ... mirasçılarından ...’in 1922 (1338) yılında ...’dan sonra öldüğü, ölüm tarihinde ... ile evli olduğu, ...’in ölümünden sonra ...’nın ... ile evlendiği,
yangın nedeniyle sonradan yapılan yazım sırasında nüfusa ... eşi ... olarak yazıldığı, aynı köyde ... ve ... kızı ... isimli başka bir kişinin kayıtlı olmadığı, Osmanlıca düzenlenen evlilik defterinde de ... ile ...’nın evliliğinin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ... kayyumunun bu davada öne sürdüğü iddiaların doğru olmadığı, ...’nın ...’dan oğlu ...’e intikal edecek miras payından pay alması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki önceki günlü mirasçılık belgesinde miras bırakan ... ve onun oğlu ...’in ölüm günlerinde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlükte olmadığı dikkate alındığında mirasçıların ve miras paylarının miras bırakanların ölüm gününde yürürlükte bulunan Feraiz ve İntikal Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi isabetsiz, bu yönü ile iptali istenen mirasçılık belgesi hatalı ise de dava maliye hazinesini temsilen hazine vekilince açılmamış,
...’nın hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyum olarak atanan Denizli Deftardarı tarafından ve deftardarı temsilen hazine vekili tarafından açılmıştır.
Denizli Deftardarı’nın ...’nın hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyum olarak atandığı, davada öne sürülen iddiaların doğruluğunun kabulü halinde kendisine kayyum atanan ...’nın mirasçı sıfatının sona ereceği ve dolayısıyla verilecek hükmün aleyhine olacağı dikkate alındığında deftardarın yerine atandığı kişinin aleyhine olacak iddia ile böyle bir davayı açmakta hak ve hukuki yararı bulunmadığının kabulü gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4387, K. 2010/1458, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama