KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4629 E., 2010/147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK. 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. HUMK 284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Davanın tarafları da sözle veya dilekçe ile bilirkişi raporuna itiraz ederek, yeniden bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırılmasını isteyebilirler.
Somut olaya gelince, davacı taraf abone olmadan kaçak su kullandıkları belirtilerek davalı tarafından kaçak su tutanağı düzenlendiğini, kaçak su bedeli tahakkuk ettirdiğini öne sürerek, tahakkuk ettirilen bedelden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29.03.2007 ve 05.08.2007 tarihli raporlarda, davalı idare tarafından davacının kaçak su kullandığının tam olarak tespit edilemediği, dosya içeriğinden de dava konusu yerde kaçak su kullanıldığının kesin bir şekilde belirlenemediği,
bu nedenle sağlıklı bir raporun tanzim edilemebilmesi için kaçak kullanılan hat üzerine kontrol amaçlı yeni bir sayacın yerleştirilmesi ve diğer hiçbir noktadan su akışı yapılmaması sağlanarak sadece şüphe edilen tüketim noktasının açılarak yeni sayacın kaydettiği tüketimin hangi aboneliğin bulunduğu sayaçtan geçtiğinin kontrol edilmesi gerektiği, herhangi bir sayaçtan geçmediğinin tespiti durumunda kaçak işlemi yapılabilmesi için o hattın hangi noktalara su taşıdığının tespit edilmesi gerektiği,
söz konusu tesise ait temiz su tesisatının yerinde incelenmesi ve emniyet müdürlüğünden yıllara göre davacı tarafa ait tesiste konaklayanların sayılarının sorulması gerektiği belirtilmiş, mahkemece raporda vurgulanan araştırma ve soruşturma yapılmadan kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
18.01.2002 tarihli tutanağın düzenleyicisi mahkemedeki ifadesinde, dava konusu yere ait aboneliği olan vanaları kapattıkları halde suyun kesilmediğini belirtmesi karşısında davacının bu eyleminin yönetmeliğe göre kaçak su kullanımı olarak değerlendirilmesi ve yönetmelik hükümleri dikkate alınarak kaçak su bedeline hükmedilmesi gerektiği ve davaya konu olayda kullanılan kaçak su bedelinin tespitin özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu kuşkusuzdur.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu göstermektedir. Az yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alındığında, bilirkişi heyeti tarafından işaret edilen eksiklikler giderilip, deliller tam olarak toplanıp ek rapor alınmadan karar vermesi yasal olarak mümkün değildir. Eksik araştırma ve soruşturma ile yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz önüne alınarak, bilirkişi kurulu tarafından belirtilen eksiklikler giderilerek deliller toplanmalı, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı hesaplatılması için ek rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4629, K. 2010/147, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama