KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5494 E., 2010/4516 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
Karar Metni
856 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yetersiz olduğundan duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 123 ada 8, 128 ada 106, 128 ada 193, 129 ada 50, 137 ada 1, 139 ada 49, 138 ada 50, 141 ada 1, 197, 149 ada 2, 101 ada 38, 39, 110 ada 43 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ölü ... ..., 111 ada 25, 124 ada 2, 128 ada 107, 133 ada 66, 139 ada 62, 141 ada 2, 128 ada 325, 129 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ..., 130 ada 1 ve 141 ada 355 parsel sayılı taşınmazlar aynı nedenlerle davalı ... ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak taşınmazların ortak miras bırakanları ... ... mirasçıları adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine.
133 ada 66, 128 ada 106, 107, 193, 141 ada 1, 2, 197, 137 ada 11, 138 ada 50, 130 ada 1, 123 ada 8, 110 ada 43, 39 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptaliyle ... ... mirasçıları adına, 139 ada 17, 62, 134 ada 19, 141 ada 355, 138 ada 37, 111 ada 24, 112 ada 25, 128 ada 325, 149 ada 2, 129 ada 7, 50, 124 ada 2, 128 ada 355 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu olmayan 111 ada 25, 101 ada 38, 39, 137 ada 1, 139 ada 49, parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescili için Tapu Sicil Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan kaldığı belirlenmiş olup, esasen bu husus taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, ortak miras
bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yapılmış yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Asıl olan terekenin paylaşılmamış olmasıdır. Paylaşma davalı tarafça ispatlanamamıştır.
Davalı ... ortak miras bırakan ... ...’ın mirasçısı olan babası ... ...’dan taşınmazları 28.06.1963 tarihinde satın aldığı iddiasına dayanmış olup, ...’ın 02.02.1956 tarihinde vefat ettiği, satışın 1963 tarihinde yapıldığı, davalı tarafın babaları ... ...’ın ise 09.09.1970 tarihinde vefat ettiği ve davalı tarafı mirasçı olarak bıraktığı, satış tarihinde üçüncü kişi durumunda bulunan davalı ...’in 20 yıl bağımsız zilyetlik süresinin dolmadığı 1970 tarihinden sonraki zilyetliğinin ise tereke adına olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mirasçılar arasında usulüne uygun paylaşımın varlığı ispatlanamadığından;
1-Yukarıda açıklanan nedenlerle 133 ada 66, 128 ada 107, 141 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...’in temyiz itirazlarının reddi ile 133 ada 66, 128 ada 107, 141 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kurulan hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 23,85 TL harcın davalıdan alınmasına,
2-Davacı ...’ın 139 ada 62, 141 ada 355, 128 ada 325, 149 ada 2, 129 ada 7, 50, 124 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince, az yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi hükmüne göre mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır.
Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışı bulunduğuna göre dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen 137 ada 11, 139 ada 17, 134 ada 19, 138 ada 37, 111 ada 24, 112 ada 25, 128 ada 355 parsel sayılı taşınmazların tutanakları getirtilerek haklarında hüküm kurulması dahi isabetsizdir. Kuşkusuz söz konusu taşınmazlara yönelik olarak davacının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmüne göre dava açma ... mevcut bulunmaktadır.
3-101 ada 39 parsel sayılı taşınmazla ilgili hüküm fıkrasının birinci bendinde davanın kabulüne karar verildiği halde, hükmün son fıkrasında davacının dava konusu taşınmazı dava etmediği gerekçesiyle taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde çelişkili hüküm kurulması da isabetsizdir.
4-111 ada 25 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olup taşınmazın dava dışı ... adına tespit edildiği, dava konusu taşınmaza yönelik davacı ...’ın davasının husumet nedeniyle reddine, taşınmaza ait tutanağın tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın dava konusu olmadığı gerekçesiyle Tapu Sicil Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 101 ada 38, 137 ada 1,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5494, K. 2010/4516, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama