KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5851 E., 2010/3108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1105 ada 38 parsel sayılı 151761,69 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, satın almaya, tevhid ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ..., ... ..., ... ve ... adlarına, 1136 ada 9 parsel sayılı 7050,75 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ayrı ayrı dava açmış, yargılama sırasında davalar birleştirilmiş ve ... ... mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davaların reddine, dava konusu taşınmazların davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 1105 ada 38 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan hazinenin taraf olduğu tescil ilamıyla oluşan 5.1.1988 tarih 1 ve 2 sıra nolu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza ait olduğu, 1105 ada 38 parsel sayılı taşınmazda tapu kaydının miktar fazlası ile dava ve temyize konu 1136 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar ... ... mirasçıları ile ... ..., ... ve ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ne var ki, dava ve temyiz konusu taşınmazların kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
Somut olayda dava ve temyiz konusu 1105 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 151761 m2 yüzölçümünde olduğu, kadastro tespitine esas alınan tapu kayıtlarının ise toplam 25465 m2 olduğu, tapu kayıtlarının kuzey, güney ve batıda gösterilen bayır sınırıyla değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olup miktarıyla geçerli olduğu, dava konusu 1105 ada 38 parsel sayılı taşınmazın önceki malik ... ... tarafından davalı ... ... ile davalılar ... ..., ... ve ...’ın babaları ... ...’a 1988 yılında satıldığı, satış tarihinden kadastro tespitlerinin yapıldığı 16.12.2005 tarihine kadar davalıların bağımsız zilyetliğinin iktisap sağlayan 20 yıllık süreye ulaşmadığı dikkate alındığında ancak ortak bayileri ... ...’ın zilyetliğinden faydalanabilecekleri kuşkusuzdur.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davalılar ... ..., ... ve ...’ın babaları ... ..., davalı ... ... mirasçıları ve davalıların ortak bayii ... ...’ın onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde zilyet davalılar ... ..., ... ve ...’ın babaları olan ... ..., davalı ... ... mirasçıları ve davalıların ortak bayii ... ...’ın adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli,
davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5851, K. 2010/3108, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama