KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5859 E., 2010/3972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi.
Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 1041 ada 5 parsel sayılı 17.748,82 m2 ve 1048 ada 35 parsel sayılı 4.817,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına dayanılarak tarla niteliği ile davalı-davacı hazine, 856 ada 5 parsel sayılı 23.029,50 m2 ve 1048 ada 25 parsel sayılı 23.109,71 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı-davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...
1041 ada 5 ve 1048 ada 35 parsel sayılı taşınmazlara yönelik kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı hazine ise 856 ada 5 ve 1048 ada 25 parsel sayılı taşınmazlara yönelik tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı ...’in davasının kabulüne, davacı hazinenin davasının reddine, dava konusu taşınmazların davacı-davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı-davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1. maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir.
Dava konusu 856 ada 5, 1041 ada 5, 1048 ada 25 ve 35 parsel sayılı taşınmazların davalı-davacı hazineye ait 2.1.1964 tarihli 249, 99, 8 ve 7 sayılı tapu kayıtlarının kapsamı içinde kaldığı, ancak tapu kayıtlarının oluşturulduğu güne kadar zilyet davacı-davalı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, taşınmazların kanunları uyarınca hazineye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5859, K. 2010/3972, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama