KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5958 E., 2010/185 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2010
Karar Metni
755 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1036 ada 30 parsel sayılı 25300 m² yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 881 ada 36 parsel sayılı 12087.38 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı ifraza, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 1036 ada 30 ve 881 ada 36 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-1036 ada 30 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafın zilyetliğinin sürdürülüş biçimi ve süresi dikkate alındığında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre anılan parsele yönelik hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 1036 ada 30 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı hazinenin 881 ada 36 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 881 ada 36 parsel sayılı taşınmazda mahkemece davalı tapusu uymadığı ve davacı hazinenin 4753 ve 5618 sayılı yasa uyarınca oluşan tapu kaydından önce davalının 20 yılı aşkın zilyet olduğundan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46. maddesi uyarınca hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı hazine 4753 ve 5618 sayılı yasa uyarınca oluşan 2.1.1964 tarih 390 sayılı tapu kaydı ile davalı tarafın dayandığı 14.01.1952 tarih 38 sayılı tapusu ve belirtme tutanağında sözü edilen 15.2.1954 tarih 44 sayılı, 26.5.1952 tarih 38 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, revizyon gördüğü taşınmazları dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden yetersizdir.
Bu nedenle davacı hazinenin tutunduğu 4753 Sayılı Yasa uyarınca oluşan tapu kaydı ile davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı varsa haritasıyla birlikte getirtilip incelenmeli, yöntemine uygun biçimde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yerine uygulanması zorunludur.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kaydı ile Toprak Tevzi Belirtme tutanağında sözü edilen tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden, haritasıyla birlikte getirtilmeli, davalı tapusunun dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı 881 ada 34, 35, 86, 41, 42 ve 82 parsel sayılı taşınmazlar ile bu taşınmazlara da dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı çap örneği Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli,
bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanak örnekleri ve varsa dayanakları kayıtlar getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
taraf tapu kayıtlarının uygulamasında geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kayıtlarının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli,
bu yolla dava konusu taşınmazın taraflardan hangisinin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü taraf tapu kayıtları kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra hazine tapusunun oluşma nedeni gözönüne alınarak tapu kaydının oluştuğu dönemden önce davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin iktisap sağlayan süreye ulaşıp ulaşmadığı gözönüne alınmalı, bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 20, 14,
46/1 ve anılan yasanın 14 maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5958, K. 2010/185, 21 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama