KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5992 E., 2010/3612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2010
Karar Metni
1.106 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 101 ada 21 parsel sayılı 13663,23 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı yasaya göre oluşan komisyon kararına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ... adına, 101 ada 20, aynı ada 23, 114 ada 6 ve aynı ada 7 parsel sayılı sırası ile 10918,68 m2, 15798,61 m2, 41111,88 m2 ve 18848,84 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiş, tutanaklarının beyanlar hanesinde 101 ada 29, 114 ada 6 ve 7 parsellerin ... ve ... ... mirasçılarının işgalinde, 101 ada 20 parselin ise ... ...'nın işgalinde olduğu belirtilmiştir.
Davacı ... ... 114 ada 6 ve 7, 101 ada 21 ve 23 parsellere, davacı ... ... 101 ada 20 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ayrı ayrı miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne, dava konusu 114 ada 6, aynı ada 7 ve 101 ada 21 ve aynı ada 23 parsel sayılı taşınmazların davacı ... ... adına, 101 ada 20 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı hazinenin dava ve temyize konu 101 ada 23 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları ile ilgili olarak;
Mahkemece dava konusu 101 ada 23 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde hazine tapusunun oluştuğu günden önce adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir taşınmazın kişi adına tespitine karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte yerlerden olduğunun belirlenmesi, daha sonra diğer koşulların araştırılması, davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu gözetilerek yapılacak keşifte hakim gözleminin bizzat tutanağa geçirilmesi, dinlenecek tanık sözleri ve bilirkişi beyanlarının komşu parsel tutanakları ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi, daha sonra toplanan tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, mahkemece mahallinde keşif yapılmış ise de taşınmaz hakim tarafından incelenip hakim gözlemi tutanağa yansıtılmadığı gibi, taşınmazın özel mülkiyete konu olan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinin özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği, HUMK.'nun 275.maddesi hükmüne göre bu olgunun bilirkişi dinlenerek saptanması gerektiği halde keşfe götürülen ziraatçi bilirkişiden dava konusu taşınmaz hakkında rapor alınmamış, mahkemece tutanak içeriği ile yetinilerek hüküm verilmiştir. Öte yandan tespite esas alınan 2.12.1966 tarih 56 sayılı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren getirtilerek yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanmamıştır. Eksik araştırma ile hüküm verilmez.
Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm verilmelidir.
2- Davalı hazinenin dava ve temyize konu 114 ada 6, aynı ada 7 ve 101 ada 20 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu 114 ada 6, aynı ada 7 ve 101 ada 20 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmazlar üzerinde hazine tapusunun oluştuğu günden önce adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına tapusu oluşturulan ve taşınmazlara ait olduğu taraflar arasında çekişme konusu olmayan taşınmazlar üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır.
Dava konusu 101 ada 20 parselin tespitine esas alınan 2.12.1966 tarih 56 sayılı tapu kaydının batı sınırını mera okuduğu, 114 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara komşu 114 ada 30 parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit edildiği halde usulüne uygun mera araştırması yapılmamış ve varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi,
tanıklar ve uzman bilirkişi tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde bu çelişki duraksamasız giderilmeli,
öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, komşu parsel denetimi yapılmalı, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5992, K. 2010/3612, 9 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama