KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6239 E., 2010/1632 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2010
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı ... 198 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bilirkişi raporunda G, D, E ve F harfleri ile gösterilen binaların kendisi tarafından yapıldığının, mülkiyetinin kendisine aidiyetinin tespiti talebi ile dava açmıştır. Davalı ... davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.11.2008 tarihli rapor ve eki krokide (D) harfi ile işaretlenen biriket samanlığın, (E) harfi ile işaretli ahşap hayvan kuruluğunun, (F) harfi ile işaretli giriş kuruluğunun ve (G) harfi ile işaretli saman kuruluğunun davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilmiş; hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat nitelikli yapıların davacı tarafından yapıldığının, mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, dosya kapsamında toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.
Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhtesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi, mahkemelerce muhtesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez.
Ne varki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhtesatların mülkiyetinin tespiti isteminin muhtesatların meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği gözönüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti ile muhdesatın tapu sicilinin beyanlar hanesine yazılması talebinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
Dava ve temyize konu 198 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.11.2008 tarihli rapora ekli korkide (G) harfi ile işaretli saman kuruluğunun miras bırakanın ölümünden sonra davacı tarafından yapıldığı, (D), (E) ve (F) harfleri ile işaretlenen muhdesatların ise miras bırakan ... 'nün sağlığında da mevcut olduğu, davacının bu muhtesatlarda sadece onarım ve tadilat yaptığı dosya içeriğinde toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Eski binada yapılan tadilat ve onarımlar binanın kullanılır hale getirilmesi için gerekli faydalı ve zorunlu işlerden olup, bu amaçla yapılan tüm giderler de iyileştirme gideridir. Davacının koşullarının varlığı halinde yaptığı bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K.
61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli alacak davası ile davalıdan isteyebileceği, bu davada tespiti istenilen olguların açılacak eda davasında tartışılıp değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Öğreti ve uygulamada; tespit davalarının dinlenebilmesi için kural olarak davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yarar olumlu dava koşulu olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Hal böyle olunca alacak davası açma ... mevcut olan davacının yaptığı bu iyileştirme giderlerinin önceden tespitini istemekte hukuki yararının bulunmaması nedeniyle 198 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan (D), (E) ve (F) harfleri ile işaretli yapılara ilişkin isteminin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6239, K. 2010/1632, 24 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama