KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6262 E., 2010/4117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 110 ada 8, 156 ada 94, 161 ada 62, 63, 64 parsel sayılı sırasıyla 10760.25 m2, 3587.69 m2, 18247.07 m2, 8073.48 m2, 14444 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı ...'ın genel mahkemede açtığı paya yönelik el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 30.08.2005 tarihinde yapıldığı, tespit gününden önce davacı ...'ın Sulh Hukuk Mahkemesinde paya yönelik el atmanın önlenmesi davası açtığı, davanın kadastro mahkemesine aktarılması gereken davalardan olduğu gözetildiğinde, malik haneleri doldurulmuş olsa dahi dava konusu taşınmazların tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik hanesi açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Nitekim öğreti ve uygulamada da, bir taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapılması halinde yanılgı ile malik hanesinin doldurulmasının hukuksal bir sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca somut olayda aynı yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
O halde dava konusu konusu taşınmazların malikhaneleri açık olarak kabul edilip, kadastro tespit tutanakları askıya çıkarılmadan Kadastro Mahkemesine gönderildiğine göre somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmünde öngörülen otuz günlük askı ilanlarının yöntemine uygun şekilde yapılması zorunludur. Kural olarak askı ilanları yapılmadıkça kadastro hakiminin duruşma oturumunu açmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6262, K. 2010/4117, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama