KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6278 E., 2010/3210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2010
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 189 ada 44 parsel 742,21 m², aynı ada 52 parsel 828,73 m² ve 174 ada 16 parsel 1154,65 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, miras hakkına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan ... ... ve Sıdıka ...'dan kaldığını, paylaşılmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Somut olayda ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları tarafından paylaşmanın yapıldığı, dava konusu taşınmazların davalının miras bırakanı Hatice İpek’in miras payına, terekeye dâhil dava dışı 28 adet taşınmazında davacının miras payına isabet ettiği, paylaşmaya davacı ve miras bırakanı tarafından itiraz edilmediği ve 37 yıldır fiili kullanımın bu şekilde devam ettiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6278, K. 2010/3210, 27 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama